En iyi hosting firmaları hakkında kullanıcı yorumları ve incelemeler.Hosting fiyat ve özellikleri için bilgilendirme yaparız.

27 Temmuz 2017 Perşembe

Yüksek Çözünürlüklü ve Düşük Boyutlu Görüntü Kaydı

Bilgisayarınızdaki görüntüleri tam ekran ve düşük boyutlu kaydedebilmek için kullanabileceğiniz çok güzel bir araç var. Kul hakkı yemenize gerek yok çünkü ücretsiz.
Programın adı CAM STUDIO, Camtasia ile karıştırmayın!
İndirmek için tıklayınız.


Kurulumu next next diyerek tamamlayabilirsiniz. Zaten çoğu program böyle kurulur. Şimdi tek eksik videoyu kaydederken kaliteli ve az yer kaplayacak videolar çekmek. Bunun için CODEC denilen programcıklar bulunmaktadır. Videoları kaydederken sıkıştırarark kaydederler ve kaliteli düşük boyutlu görüntüler kaydetmenizi sağlar. Böylece çok büyük videolarınız harddisikinizde ya da flash belleğinizde az yer kaplayabilir.
Codeğimizi indirelim. Adı KLiteCodec. Tüm dünyaca kullanılan içinde onlarca codec barındıran çok kullanışlı bir codec programı. Sadece bilgisayarınıza kuracaksınız. Ve daha sonra bilgisayarınızda izleyemediğiniz videoları rahatlıkla izleyebileceksiniz.
Yeni versiyonu indirmek için tıklayınız açılan pencerede listeden bir tanesine tıklayınız. Yeni versiyonda belki x264 codec'ini göremeyebilirsiniz. Veya resimlerdeki eski versiyonu indirmek için tıklayın (Versiyon klcodec335f).
İndirdiysek kuruluma geçelim. Kurulumda dikkat etmemiz gereken 1 nokta var.

Kurulumda yukardaki ana geldiğinizde listeden x264 yazan yeri bulmalı ve yanına tıklayarak okey işareti koymalısınız. Next next diyerek devam edebilirsiniz.

Cam Studio ile Codec Seçimi

Kurulum bittikten sonra. Masaüstünüze muhtemelen kısa yolu gelen kayıt programımızı açalım ve resimdeki yere girip aşağıdaki ayarları yapalım.
Options'dan Video Options'a girin. Videonun codec seçimini buradan yapacağız. Tabiki bu 1 kereye mahsus olacak. Bİr daha buraya girmek zorunda değilsiniz.

Vİdeo Options sayfası burası. Açılır menüden resimdeki gibi x264 - H264 olan codeci seçin. Quality yani kalite kısmını da %100 yapın. OK diyerek ayarı tamamlayın.
Bilmeniz gereken bir başka ayar ise ses kayıt ayarıdır. Belki anlatmak istediğiniz şeyler olacaktır.
Ses kaydı almazsanız Do No Record Audio
Ses kaydı alacaksanız Record Audio From Microphone seçeneklerini seçmelisiniz.
Ama şunu unutmayın sesli videolar büyük yer kaplayabilirler. Bu yüzden seside iyi ayarlamak gerekir. Audio Options'dan denemeler yaparak kaliteli ses ve düşük boyut elde edebilirsiniz.

Cam Studio İle Video Kayıt Yapmak

Kayıt yapacağınız çözünürlüğü belirlemeniz lazım. Çözünürlük demek videonun ekranda kapladığı yer demektir. Aşağıda elinizle belirleyebileceğiniz bazı çözünürlük listeleri bulunmakdatır. "genişilik x yükseklik" olarak gösterilirler.
Çözünürlük
720×576
720×480
640×480
1280×720
1920×1080
Elinizle bunu ayarlamak için Fixed Regiona tıklayın ve değerleri girin. Width genişlik, Heigth yüksekliktir.
İSterseniz çözünürlüğü tam ekran olarak da ayarlayabilirsiniz. Benim laptopumun ekranının çözünürlüğü 1366x760 dir. Full Screen ayarını seçersem videonun çözünürlüğü bu olacaktır. Kırmızı butona basarak kayda başlayabilirsiniz. Opionsda en altta bulunan kısayol ayarları var. İsterseniz ordan kayıt başlat, iptal, duraklat seçeneklerini kısayola atayabilirsiniz. Standart olarak zaten F10 kaydı iptal et, F9 kaydı bitir, F8 ise duraklat olarak çalışmaktadır.
Not: kaydettiğiniz videoların başka kişiler tarafından izlenebilmesi için codec yüklenmiş olması gerekmektedir.
Continue Reading…

Bilgisayar Satın Alalım

Aldığınız ürün bir Masaüstü Bilgisayar, Dizüstü ya da Netbook (Daha küçük Laptop) olabilir. Hepsinin Anakartı, İşlemcisi, Ekran kartı, Harddiski ve Rami vardır. Bu yüzden bazı terimleri bilmesek bile aradan bize lazım olan kelimeleri ile bilgisayarları tanıyabiliriz. Markalar ve model isimleri sürekli değişebilir ama temel özellikler sürekli sabittir; işlemci hızı, Ram Miktarı, Harddisk Dönme hızı, vb gibi.
Şimdi bir bilgisayar tanıyalım;
Dente Gamezone GZ-1040 Core i7 860 2.8GHz 8GB 1TB (HD5830 1GB VGA) Masaüstü Bilgisayar
Yukarda özellikleri yazılı bilgisayarın bu cümlesinden çıkarabileceklerimizi yazalım;
-          Dante Gamezone GZ-100: Firma adı ve adından da anlaşıldığı gibi oyun severler için üretilmiş gibi duruyor.
-          Core i7 860: Core çekirdek demekti. i7 2010 yılı itibari ile çıkan en son işlemci türüdür. İçinde 4 Çekirdek bulunur. Yani bilgisayarımız 4 çekirdekliymiş. Ve son teknoloji işlemci barındırıyor.
-          2.8GHz: İşlemcimizin hızı. İşlemcimizin Cache belleği hakkında bir şey denmemiş. Bu bilgiyi kesin öğrenmek lazım.
-          8GB: İşlemcimizin yanında Düşük miktarda GB kelimesi geçiyorsa bu bir bellektir ve RAM’dir. Harddisk yada Cache bellek de değildir çünkü harddisk olsa çok daha büyük bir rakam olması gerekirdi 500GB, 1TB (1000GB) gibi. Cache bellek olsa çok çok daha küçük bir rakam olması gerekirdi 2MB, 3MB, 8MB gibi. Bu yüzden bu RAM miktarıdır ve ev kullanıcıları için en yüksek miktardır. Burdan şunuda çıkartabiliriz, işlemcimiz 64 Bit bir işlemci yani normal işlemcilerden daha hızlı ve İşletim sistemimiz de ona uygun 64 Bit bir işletim sistemi. Çünkü 8GB RAM’i sadece 64 Bit işletim sistemleri kullanabilir.
-          1TB: 1 Terabayt diye okunur ve 1000GB’a eşittir. Bu Harddiskimiz. Dönüş hızı verilmemiş.
-          HD5830 1GB VGA: VGA ekran kartı demek. 1GB ekran kartının RAMidir. HD5830 ise ekran kartı model adıdır. 2010 yılı itibari ile çok güçlü bir model.
Bilgisayarımızın özelliklerini öğrendik ama fiyatı da öğrenmek lazım tabi. Yukarda özellikleri ve resmi bulunan bilgisayar 2900TL J ve içinde monitör yok. Ekran olsaydı yanına birde monitör özelliği yazılırdı. Kaç inch (20”   20 inch olarak okunur) olduğu bilgisi verilirdi.
Şimdi diğer donanım birimlerine bakalım, bunlar; monitör, klavye, fare, ses kartı, tv kartı, projektör, yazıcı, ethernet kartı, power, kasa, cd/dvd rom, modem.

  Monitör

                Monitörler yani ekranlar bize ekran kartından gelen görüntüyü yansıtan donanımlardır. Bir bilgisayar ekransız da çalışabilir. Ama kullanımı zor olacağı için bu dediğimiz sadece belirli amaçlar için yapılmaktadır. Ekranınız ince olabilir LCD ekranlar gibi, yada evdeki televizyonunuz gibi de olabilir onlarda Tüplü ekranlardır. Günümüzde kullanılan  yeni ekranlar LCD ekranlardır. Daha yeni olarak LCD ye benzeyen LED ekranlar çıkartıldı. Yeni laptopların ekranları artık tamamen LED. LED ekranda LCD gibi fakat daha az enerji harcarlar. Bu da daha doğacı bir ürün olarak değerlendirilebilir. Aynı şey LED Televizyonlar için de denebilir.
                Ekranlar tepkime süreleri ve büyüklükleri ile anılırlar. “Philips 190V1SB 19" 5ms Wide Screen LCD Monitör” bu cümlede adı geçen Philips marka 190V1SB modelli LCD ekranın büyüklüğü 19” (19inch) miş. Cm olarak ölçüyü öğrenmek için inch değerini 2.5 ile çarpmamız yeterlidir. 19x2.5 = 47,5 cm Bu ekranın çapraz köşelerden uzunluğunun ölçüsüdür. Yani ekranınız sol alttan sağ üste 47,5 cmdir. Televizyonlar için de aynısı geçerlidir.
                Bir diğer önemli kısım tepkime süresi olarak nitelendirdik. Tepkime süresi ne kadar küçük ise o kadar iyidir. Bu şu anlama gelir, bir görüntünün gidip diğer görüntünün gelmesi anlamına gelir ki ms milisaniyedir yani 1 saniyenin 1000’de 1’i. Günümüzde 2ms’lik ekranlarda bulunmaktadır. Ne kadar küçükse görüntüler o kadar canlı ve akıcı gözükür.
                Monitörlerin arkasında 2 giriş vardır. Biri ekran kartına yani ana karta takılan VGA kablosu denen kablo girişi, diğeri de elektrik kablosudur. VGA yada elektrik kablosu standarttır. Her bilgisayarın kablosu aynıdır.
                Günümüzde kasası ekranı ile birleşik birkaç tür bilgisayar bulunmaktadır. MAC PC ler bunlardan biridir. Kasa küçük ve ekranın arkasında birleşiktir. Ekran üzerinde birçok düğme olabilir. Bu düğmeler aç kapat ve ekran görüntü ayarlarını yapmak için kullanılırlar. LCD yada LED tvlerde ise bu girişlerin sayısı çoktur ve çok fazla görevi vardır. Bazı tv ekranlarının üzerinde dvd, harddisk ya da blueray oynatıcı bile olabilir.

            Klavye

                Klavye bilgisayara veri girişi yapmak için kullandığımız gir giriş donanımıdır. Klavyeler değişik modellerde olabilirler. Kablosuz klavyeler de bulunmaktadır, altındaki pil ile çalışırlar. Klavyeler bilgisayara usb ya da yuvarlak girişlerle bağlanırlar. Klavyelerin en bilinesi özelliği üzerlerinde fonksiyonel tuşlardır ve bunlara multimedya tuşları denir.  Bazılarının ses ayarları, hazır işlevli butonlar, usb girişi gibi özellikleri olabilir. Klavyeler Q yada F klavye olarak ülkemizde kullanılmaktadır. Günümüzde ilköğretim çağında tüm öğrencilere F klavye öğretilmektedir. F klavye ile Q klavye arasındaki fark harflerin dizilimidir. Q klavye en üst sol tuşun Q olduğu klavyeler, F klavyeler ise F ile başlayan klavyelerdir.

            Fare

                Fareler 2 türlüdür, dizüstü bilgisayarlardaki Touchpadler ve bildiğimiz Fareler. Dokunmatik fareler diyeceğimiz Touchpadler üzerindeki alanlar özelleştirilebilir alanlardır. Bazı bölgesi kaydırma çubuğu olarak kullanılırken bazı bölgeleri bir takım programları hemen açmak için ayarlanabilir. Standart fareler de kablolu ya da kablosuz olabilir.

Ses Kartı

                 Bilgisayarın ses çıkışını sağlayan donanım birimidir. Eksikliğinde yada programı kurulmamışsa bilgisayardan ses alınamaz. Anakartın üzerinde hali hazırda bir ses kartı vardır. Bilgisayarınıza 5+1 gibi ses sistemi takmak istediğiniz zaman ayrıca ses kartı alınıp ana kart üzerinde 6 numaralı alanlardan birine takılabilir. Ayrıca usb girişli ses kartları da bulunmaktadır.

   Tv Kartı

Bilgisayardan televizyon izlemek için gerekli olan donanımdır. Digital yada Analog olarak 2ye ayrılır. Digital tv kartları pahalı olmasının yanında çanak anten kablo ile bağlanabilir ve yüksek kalitede kanallar izlenebilir ve bilgisayara tv görüntüleri kaydedilebilir. Analog tv kartı anten kablosu takılabilir ve yine bilgisayardan anten ile çeken kanallar izlenebilir.
Tv Kartları anakartta 6 numaralı alanlara takılabilir. Fakat günümüzde usbden takılan tv kartları çok yaygındır. Daha kullanışlıdırlar.

 Projeksiyon Cihazı

                Projektörler görüntüleri perdeye yansıtmak için kullanılan donanımlardır. Tv görüntülerini, bilgisayar ekranının görüntülerini yansıtmak amacıyla kullanılır. Bilgisayarın ekran kartına bağlanırlar, monitör girişi ile aynı kabloya sahiptir. Ekran Kartından bazen VGA Çoklayıcı denen donanım ile hem ekrana hem de projektöre bağlanma şansı da vardır.
                Projektörler günümüzde 2 türlüdür; Ansilümen Projektörler ve Led Projektörler. Ansilümen denilen cihaz projektörün lambasının ışık miktarıdır. Fiyatı en pahalı olan kısım ampul kısmıdır. Kısıtlı saat kullanımı vardır ki projektörlerde ortalama 3000 saat kullanım ömrü vardır. Led projektörlerde ise lamba çok daha farklı ve çok uzun ömürlü kullanımı vardır. Ortalama 20000-30000 saattir.
                Projektörlerin kumandaları vardır. Bazı projektörlere kablo ile değil kablosuz bağlantılar ile bağlanılabilmektedir.  Projektör alınırken çözünürlük, ansilümen ve ampulün kullanım saatine bakılır. Led projektörlerin ansilümen kuvveti az ama kullanım süresi çoktur. Ampullü projektörler ise ışık kuvvetli ama kullanım süresi kısıtlıdır. Bir projektörün fiyatı ortalama 1200TL iken ampulünün fiyatı 900TL civarıdır.

  Yazıcı

                Yazıcılarda bilindiği gibi çıktı almak için kullanılırlar. Günümüzde bilgisayara usb kablosu ile bağlanırlar. Birkaç çeşidi vardır. Püskürtmeli yazıcılar, Lazer yazıcılar ve Nokta Vuruşlu yazıcılar. Yazıcıların içlerinde boya barındıran kartuş yada tonerleri vardır. Püskürtmeli yazıcıların boyaları mürekkeptir ve kartuş denen kutuların içindedirler. Kartuşlar bitince satın almaktansa doldurulabilir, daha ucuza gelir. Sadece renkli kartuşlar daha pahalı, siyah kartuş daha ucuzdur. Lazer yazıcıların ise tonerleri vardır. Tonerlerin fiyatları püskürtmelilerden çok daha pahalıdır. Ama mürekkep değil renk tozları bulunmaktadır ve lazer ile kağıt üstüne tozlar yakılarak çıktı alınır. Lazerlerin daha pahalı olmasının bir diğer sebebi de daha hızlı çıktı alınabilmesidir. Nokta vuruşlu yazıcılar ise günümüzde hala kullanılmakta olup, fatura basmada, bankalarda, vb gibi yerlerde kullanılmaktadırlar. Bazı yazıcılar çok daha büyüktürler ve harita basımında reklamcılık sektöründe kullanılırlar. Bazı yazıcılar ise fotoğraf kağıdına resim çıkartmak için üretilmişlerdir.
                Günümüzde yazıcıların bazılarının birden çok fonksiyonu bulunmaktadır. Bazıları çıktı alma işlemi yaparken bazıları da tarama yada faks gönderme özelliklerine sahiptir. Yazıcı alırken bu özelliklerden başka, çıktı alma hızı ve hangi tür yazıcı olduğu önemlidir. Lazer yada püskürtmeli, dakikada 28 çıktı gibi durumlar kontrol edilmelidir.

  Ethernet Kartı

                Ethernet kartı bilgisayarın bir ağa ya da interneti olan bir ağa bağlanmasını sağlar. Günümüzde bütün anakartlarda anakarta birleşik olarak mevcuttur. Ama anakartta yok ise anakarttaki 6 numaralı soketlerine takılabilir. 2 girişi vardır birisi telefon kablosu girişi diğeri ise ağ kablosu girişidir. Ağ kablosunun ucu internete bağlı olan bir cihaza, bilgisayara bağlı ise bu bilgisayar da internete bağlanabilir. Günümüzde kablosuz Ethernet kartları da çıkmıştır. Masaüstü bilgisayarlar da aynı laptoplar gibi internete ağ kablosu olmadan bağlanabilmektedirler.
                Ağ kablolarına CAT5 kablo denir. Uçlarındaki şeffaf plastik kafalara da RJ45 yada jak denir. Ağ pensesi ile takılır. Her ağ internete bağlı değildir. Ama bir ağ internete bağlantılı ise o ağdaki diğer kişiler de internete girebilirler. Bir okulun laboratuarındaki ağının internet kablosu takılmadan internete girememesine rağmen bilgisayarlar arasında dosya paylaşımı yapılabilir. Çünkü bilgisayarlar birbirlerine ağ kabloları ile bağlıdırlar ve kendi aralarında bir ağ oluşturmuşlardır. İnternet olsa da olmasa da aynı ağın içindedirler. Bu tarz ağlara LAN denir. Yani Local Area Network, Bölgesel Ağ Alanı.
Laboratuardaki bilgisayarlar birbirlerine LAN ile bağlıdırlar. İki farklı ağın birbirine bağlanmasını HUB yada SWITCH denen cihazlar sağlar. Laboratuarımızdaki tüm bilgisayarların ağ kablolarının takıldığı cihaza da SWITCH denir. Bunların daha akıllılarına ise ROUTER denir ki çok büyük bağlantı miktarlarını internete bağlayabilir. Routerlar Türkiye’de her şehirde TTNET firmasının altyapısında bulunmakta ve bizlerin internete bağlanmasını sağlamaktadırlar.
                İnternet dünyanın en geniş ağıdır. WWW nin karşılığı World Wide Web yani Dünya Geniş Ağı anlamına gelir. Ağ ilk kez bazı bilgisayarlar arasında askeri amaçlı iletişim kurulabilmesi amacı ile ortaya çıkmış, zamanla bilimsel araştırmalar yapan bilim adamlarının bunu dünya geneline yayımı nı ortaya atmaları üzerine internet terimi doğmuştur.

  Power Supply

                Power supply güç ünitesi anlamında kullanılmaktadır ve bilgisayarın kasasının içinde bulunan bir donanım parçasıdır. Kasanın içindeki tüm donanım birimlerine elektrik akımını dağıtır. Şehir şebekesini çok daha küçük miktarlara düşürür ki bilgisayarın iç donanımı ortalama 5 volt ile çalışmaktadır.
                Çeşitli güç birimleri vardır. Bunlar voltajları ile adlandırılırla.s.r. Elektrik git gellerinde yanabilirler, değiştirilmesi çok basittir. Günümüzde fiyatları ise 80-100TL civarıdır.
                Şekildeki güç ünitesinde kasanın arka tarafında kalan güç kablosu girişi, güç kesme butonu, voltaj değiştirme butonu ve kablolar gözükmekte.

           Kesintisiz Güç Kaynağı (UPS)

                 Kesintisiz güç kaynakları elektrik gittiğinde bilgisayarı bir süre idare edebilmesi için kullanılırlar. Büyük yada küçük modelleri amaca göre satın alınır. Bir laboratuar için büyük ve çok güçlü güç kaynağı gerekirken ev kullanıcıları için küçük ve uygun fiyatlı bir kaynak yeterli olacaktır.
Güç kaynaklarının arkasında kendisine ait elektrik kablosu ve elektrik kesilmesinde bile çalışmasını istediğiniz cihazlar için priz bulunmaktadır. 3’lü bir pirizi güç kaynağının prizine takılırsa ve bilgisayar bu 3’lü prize takılırsa elektrik gittiğinde bir süre bilgisayarınız açık kalacaktır.
Continue Reading…

Ekran Kartı Nedir?

  Ekran Kartı bilgisayarın grafik işlerini çok daha becerikli yapmasını sağlayan bir karttır. Anakartın üzerine takılır, resimde 5 numaralı alanlar ekran kartı için kullanılan slotlardır. Ekran kartları anakart üzerine bağlı şekilde olabileceği gibi, sonradan satın alınıp 5 numaralı alanlara da takılabilir. Anakart üzerinde birleşik olan ekran kartlarına onboard ekran kartı denilir. Bu ekran kartları bilgisayarın temel işlemleri yapabilmesini sağlamak için anakarta yerleştirilmiştir. Güçlü bir grafik işleme becerisi için sonradan bir ekran kartı almak gerekir.
                Monitörümüzün kablosu, bilgisayar kasası arkasından kablo aracılığı ile ekran kartına bağlanmaktadır. Bu sayede görüntüler ekran kartı aracılığı ile ekrana taşınmaktadır. Ekran kartlarının kendilerine ait RAMleri bulunmaktadır. Bilgisayarın RAMinden hiçbir farkı yoktur. Ne kadar yüksek ve hızlı RAMe sahipse o kadar iyi çalışırlar ve görüntüleriniz o kadar kaliteli olur. Günümüzdeki ekran kartlarının da kendine ait işlemcileri vardır. Bilgisayarın işlemcisinden gelen emirleri Ekran Kartındaki RAM i ve gerekirse bilgisayarın kendi RAMini kullanarak ekrana yansıtırlar.
                Bilgisayarda grafikler,efektler – RAM, Ekran Kartı ilişkisini bir örnek ile açıklayalım;
Bilgisayarınızda 2GB Bellek(RAM) olsun. Yeni bir oyun alacaksınız, oyunun yeterliliklerine baktığınız zaman en az 2GB Bellek ihtiyacı olduğunu gördünüz. Bilgisayarınız açıkken bile bir miktar bellek harcamaktadır. Sizin bilgisayarınız hiçbir işlem yapmazken 1GB bellek kullandığını varsayalım. Oyunu bilgisayara kurduğunuzda oyunun ihtiyacı olan 2GB bellek miktarını bulamayacaktır çünkü sizin bilgisayarınız zaten hiçbir şey yapmadan bile 1GB bellek kullanıyor. Oyuna sadece 1GB bellek kalıyor. Bu yüzden oyununuz yavaş çalışacaktır.
1GB’lık Ekran kartı aldınız. Bilgisayarınıza taktınız ve oyunu açtığınızda oyun önce ekran kartınızın belleğini kullanacaktır. Bu şekilde oyunun hızlı oynana bilmesi için sadece 1 GB daha belleğe ihtiyaç vardır ki sizin bilgisayarınızdaki 2 GB belleğin 1GB’tı zaten boşta, onu da oyun kullandığı zaman oyundan tam performans alabileceksiniz. Bu sayede oyun akıcı ve gerçekçi gözükecek ve yavaşlama olmayacak. İşte ekran kartınızdaki RAMin size kazandırdığı özellik budur.”
Ekran kartlarının da üzerinde duruma göre fan bulunmaktadır. Grafik işlemleri donanımları zorladıkları için ısınma yapar bu yüzden soğutulması gerekir. Fanlar bu işe yarar. Grafik kartının işlemcisi üzerine takılırlar.
Özetle Ekran Kartları model ve RAM miktarları ile anılırlar. Örnek vermek gerekirse; “Pny Nvidia Quadro FX3800 1GB GDDR3 Pci-e x16 Profesyonel Ekran Kartı” Pny Nvidia Quadro FX3800 grafik kartının modelidir. 1GB GDDR3 içinde bulundurduğu RAM miktarı ve hız birimidir. RAMlerden hatırlarsanız DDR3 2010 yılı itibariyle en hızlı RAM türleriydi. PCİ-e x16 ise Ekran Kartı Türüdür. PCI Ekran kartları anakart destekliyorsa 2 tane aynı anda takılıp kullanılabilir. Bu ekran kartının günümüzdeki fiyatı 1900TL dir.
Continue Reading…

Ram Nedir?

RAM (Random Access Memory) rem olarak okunur ve bellek olarak isimlendirilir. HDD gibi bu da bir bellektir fakat harddisk kadar büyük değildir ve üzerinde disk de yoktur. RAM bilgileri saklamak için hafızada tutmaz, Ram işlemciye yardım etmek için bilgileri bilgisayar kapanana kadar hafızasında tutar. İşlemci grafikleri, efektleri, görüntüleri işleme tabii tutmak için öncelikle o grafikleri, efekt ve görüntüleri harddiskten okuması gerekir. Fakat verileri okumak, HDD yavaş bir donanım olduğu için çok yavaş gerçekleşir. Bu yüzden gerekli veriler öncelikle RAM’e aktarılır ve ihtiyaç oldukça işlemci bu verileri RAM üzerinden çok hızlı bir şekilde okuyup işleme tabii tutabilir. Bu yüzden RAM miktarınız ne kadar çok ise o kadar veri bellekte tutulabilir ve istenildiği zaman hemen işlemci tarafından kullanılabilir.
RAM’lerin birkaç modeli vardır. Laptoplar için ve Masaüstü bilgisayarlar için değişiktirler. RAM’ler hızları, boyutları ve modelleri ile adlandırılırlar. Örnek vermek gerekirse “2GB  1333Mhz DDR3”. 2GB denilen kısmı belleğimizin boyutudur. 1333Mhz denilen kısım ise RAM’in hızıdır. Bu ne kadar fazla ise o kadar hızlı çalışır. DDR3 ise modelidir. Günümüzde yeni bilgisayarlarda DDR2 ve DDR3 modeller kullanılmaktadır. Son çıkan DDR3 modeller tabi ki daha hızlıdırlar.
Ramler Anakart üzerinde 2 numaralı bloklara takılırlar (İlk sayfadaki anakart resmi). Resimde gördüğünüz ana kartta 4 RAM yuvası bulunmaktadır. 2si mavi 2 si siyah. RAM bunlardan herhangi bir tanesine takılabilir.
Eğer yeni bir RAM miktarınızı değiştirmek istiyorsanız önceki RAMlerinizin hızlarını kontrol etmelisiniz. Eğer yavaş bir RAMiniz var ise gidip çok hızlı bir RAM almanız bir şey ifade etmez çünkü en düşük RAM hangisi ise o hızda çalışırlar. Bu yüzden aynı hızda RAM satın alınmalıdır. Eğer tüm RAMlerinizi çıkartıp yeni bir tane takacaksanız mesela 512MB lık RAMinizi çıkartıp yerine 2GB’lık RAM takmak istiyorsunuz. Bunun için öncelikle anakartınızın 2GB’lık RAMleri destekleyip desteklemediğini ve hangi hızda RAM’leri desteklediğini öğrenmeniz lazım. Destekliyorsa ve uygun hızda da bulabildiyseniz, herhangi bir RAM slotuna takabilirsiniz.
Continue Reading…

Harddisk Nedir?

Harddiskler HDD olarak da kısaltılırlar. Bilgisayarda bulunan tüm bilgiler HDDlerde saklanırlar. Siz silmedikçe veriler içinde saklanır, yıllarca kullanılabilirler. Bilgisayara anakartınızın desteklediği kadar çok HDD takılabilir. Yukarıdaki anakart resminde 3 ve 4 numaralı alanlar harddisklerin kablo ile bağlandığı yerlerdir. 3 numaralı alanlara takılan HDDlere IDE harddisk denir. 4 numaralı alanlara takılan harddisklere ise SATA harddisk denir.  SATA HDDler daha hızlı transfer yapabilirler. Bu yüzden HDD alırken ana kartınızda da 4 numaralı girişlerden varsa SATA almanız önerilir.


Harddiskler boyut ve dönme hızları ile anılırlar. HDD boyutları GB’larla anılırlar. GB cigabayt olarak okunur ve 1024MB(megabayt)’a eşittir. Şöyle dersen yanlış olmaz bir film 700MB’a ya da bir mp3 parçası 4MB a eşittir. Günümüzde harddiskler 250GB, 320GB, 500GB, 640GB ve 1000GB olarak satılmaktadır. Boyutu arttıkça fiyatı artar.
Dönme hızı denilen resimde gördüğünüz diskin dönüş hızıdır. Ne kadar hızlı dönerse o kadar hızlı veriler okunur ve yazılır. Buna RPM  (Repeat Per Minute) yani dakikadaki dönüş hızı denir. Dakikada 5400 ve 7200 RPM harddiskler bulunmaktadır. Bunlarda saniyede 80 ve 120 tura denk gelmektedir. Disk bu kadar hızlı dönerken okuma-yazma kafası denen kol disk üzerinde işlemler yaparak bizim günlük ihtiyaçlarımızı gidermektedir.
Harddisklerin arkalarında 2 giriş bulunmaktadır. Biri elektrik kablosu diğeri ise veri aktarma kablosu (yuvarlak resim). Harddisk türüne göre (SATA-IDE) kablolarda değişmektedir. IDE kablolar fazla yer kaplayan ve yavaş (Resimdeki Gri Kablo), SATA kablolar ise (Resimdeki Kırmızı Kablolar) az yer kaplayan ve hızlı kablolardır.
Taşınabilir harddiskler de bulunmaktadır. Bilgisayara USB girişi ile bağlanmaktadırlar. Bu tür harddiskler daha büyük boyutlarda olabilirler. Flash bellekler de birer veri taşıyıcıdır ama harddisk gibi diskleri yoktur. Disk yerine elektronik çipleri bulunmaktadır.
Continue Reading…

İşlemci Nedir?

İşlemciler CPU (Central Processing Unit) Merkezi İşlem Birimi olarak bilinir. Processor (Prosesör diye okunur) de denir. Bilgisayarın tüm işlemlerinin gerçekleştirildiği, içinde 2 Trilyon transistor olan nano teknoloji ürünü bir donanımdır. Günümüzde 2 işlemci markası vardır biri INTEL diğeri de AMD’dir. Tek çekirdek, çift çekirdek ya da 4 çekirdek olarak günümüz kullanıcılarının bilgisayarlarında bulunmaktadırlar. Yandaki resimde 4 çekirdekli bir işlemci gözükmekte yani 2 tane çift çekirdek. İşlemciler anakart üzerinde takılı bulunurlar. Anakart resminde 1 numaralı alan bir işlemci yuvasıdır.
İşlemciler marka, çekirdek ve hızlarına göre sınıflandırılırlar. İşlemci ne kadar hızlı ise o kadar çok işlemi aynı anda yapabilirler.  İşlemcilerin üzerlerinde soğutucu fanlar bulunmaktadır çünkü işlemciler çok ısınan donanımlardır. Fanlar çalışmazsa işlemci ısınarak yanar. İşlemci fanı çalışmadığı zamanlarda ya da güç kablosu çıktığı durumlarda bilgisayardan bir sinyal sesi duyabilirsiniz. İşlemci ne kadar soğuk ise işlemler o kadar hızlı yapılır.
İşlemcilerin hızları Tür ve GHz bilgisine göre sınıflandırılır. “Core 2, 2.53Ghz, 3MB Cache” bu cümle bir işlemciyi anlatmaktadır. Core 2’dan anladığımız işlemcimizin 2 çekirdeği olduğudur. 2.53GHz den anladığımız işlemcimizin hızıdır. Ne kadar yüksek ise o kadar hızlı çalışır ama o kadarda fazla ısınır buda kasanın içinden fazla fan sesi gelebileceği anlamına da gelir. 3MB Cache ise İşlemcimiz ile birleşik bulunan süper hızlı bir bellek türüdür. Saniyede milyonlarca işlem yapan işlemciye destek olur. Ne kadar yüksek ise işlemci o kadar fazla işlemi yapabilir. Günümüzde en fazla 8MB Cahce ler bulunmaktadır. Yakında 16 ve 32MB’lıkları da çıkacaktır.
Continue Reading…

Anakart Nedir?

Anakart mainboard olarak da anılır. Bilgisayar kasasının içinde bulunur ve en geniş donanım parçasıdır. Kasanın bir yüzeyine montelidir ve tüm diğer donanım parçaları bir şekilde anakarta bağlanırlar. Donanımlar arası veriyolları ve iletişimin yapıldığı bilgisayarın temel yapı taşıdır. Bir bilgisayar alırken anakart için sormamız gereken soru “FSB’si kaç?” sorusu olmalıdır. FSB sistem yolu olarak bilinir ve bir hızı vardır 800Mhz yada 1600Mhz gibi isimlendirilirler. Ayrıca anakartlar tek başlarına alınacaksa hangi işlemcileri destekledikleri, hangi RAM türlerini destekledikleri gibi bilgiler önem kazanır.
Continue Reading…

15 Şubat 2017 Çarşamba

Pazarlamayı Yönetmek

Pazarlama algıyı doğru yönetme sürecidir. 
Sabancı ve Koç Holding Türkiye'nin en büyük ve en etkili kuruluşları. Bu iki kuruluş yıllardır birçok alanda kıyaslanıp karşılaştırılır. Yine 2002 yılında yapılan geniş çaplı bir araştırmada halka ‘’Sizce Sabancı Holding mi daha fazla topluma yararlı işler yapmıştır Koç Holding mi?“ diye sorulmuş ve katılımcıların büyük çoğunluğu bu soruya Sabancı Holding yanıtını vermiş.
Ancak o dönemde Koç Holding’in topluma yatırımlarının Sabancı Holding’den çok daha önde olduğu ortaya konmuş araştırmacılar tarafından.
Bu sonuçta belirleyici olan o dönemde yönetim kurulu başkanı olan Sakıp Sabancı’nın Rahmi Koç’a kıyasla halka daha yakın olması sonucu halkın gözünde daha fazla yararlı imaj sergiliyor demiş uzmanlar.
image 
Bu anlamda yapılan çalışmaların iletişimini doğru yapabilmenin ve insanların alsını doğru yönetebilmenin de en az satış-pazarlama kadar önemli olduğunu söylemek çok da yanlış olmaz. 
Pazarlama gerçekliği yönetme sürecidir. 
Gerçekler çok farklı olsa da insanların algısındaki gerçekliği yönetebiliriz. Pazarlama ile yarattığımız gerçekliği kendi lehimize yaratmak, müşterilerimizin duygu, düşünce ve algılarını yönetmeye çalışırız. Bir fast food markası olan Mc Donald’s her ne kadar insan sağlığını tehdit eden fazla yağlı ve kalorili besinler üretse de bu algıyı yıkmak için yeni ürünler geliştirmeye ve istikrarlı şekilde iletişimini bu yönde sürdürmeye devam ediyor. ‘’Trans yağ kullanmıyoruz’’, ‘’Sadece bitkisel yağ kullanıyoruz’’gibi söylemlerini online ve offline tüm kanallarda sıklıkla duyurarak insanların algısını onların sağlığını düşünen bir marka şeklinde algılanma yolunda yönlendirmeye çalıştığını görüyoruz.
image
Hamburger paketlerinin arkasında ürünlerin besin değerlerini vermesi, ürünlerin gün içinde bir insanın ihtiyacı olan vitamin ve minerallerin yüzde kaçına karşılık geldiğini belirtmesi, aynı şekilde Carl’s Jr. markasının ekmeksiz hamburger ‘’Low Carb’’ ürünü,  temelinde çok da sağlıklı olmayan ürünler sunan bir fast food markasıyken insanların algısını tam tersi yönünde değiştirebilecek bir pazarlama iletişimi örneği olarak karşımıza çıkıyor.
image
Pazarlamada süreçler önemlidir. 
Pazarlamada, özellikle hizmet sektöründe alışveriş öncesinde (otopark, güvenlik kontorlü, karşılama), alışveriş sırasında (çalışanların ilgisi, reyonların düzeni ve ürünlerin kolay ulaşılabilirliği) ve alışveriş sonrasında (teslimat, garanti şartları) süreçlerin işleyişini doğru yönetmek önemlidir.  Örneğin globalbir mobilya ve ev ihtiyaçları markası olan IKEA ve yerli rakibi diyebileceğimiz Koçtaş’ı karşılaştırdığımızda aşağıdaki farkları açıkça görebiliyoruz.
image
IKEA: Ürün yeterli, personel ilgili ve bilgili, dağıtım yetersiz ve aksamalar yaşanıyor.
Koçtaş: Ürün yeterli, personel ilgisiz ve bilgisiz, Dağıtım yeterli ve dağıtımda aksaklık sık yaşanmıyor.
Bu iki örneğe baktığımızda iki markanın farklı süreçlerde farklı eksikleri olduğunu görüyoruz. Önemli olan bu eksiklerin hangilerinin müşteriler için daha önemli olduğu ve satınalma kararlarında belirleyici olduğudur. Markanın rakiplerinden ayrışarak öne geçmek için hangi süreçte eksikleri olduğunu tespit edip iyileştirmeye gitmesi önemli. 
image
Pazarlamada doğru hedeflemeler önemlidir.
Ürün veya hizmetimizin geniş bir kitleyi mi yoksa daha dar bir segmenti mi hedefleyeceğini belirlemek potansiyel müşterilerimize doğru kanallardan ulaşabilmek ve doğru mesajları verebilmek için önemlidir. Bu anlamda kitlesel pazarlama, hemen herkesi hedefler. Örneğin Coca Cola küçük yaştaki çocuklardan yetişkinlere kadar farklı yaş, gelir düzeyi ve zevklere sahip hemen herkese ulaşmaya çalışır. Hedefsel pazarlama belirli sektörleri hedefler. Üreticilere yönelik ürünlerin pazarlama çalışmaları bu hedeflemelere örnek gösterilebilir. Müşteri düzeyinde pazarlama ise, tekliflerin ve pazarlama faaliyetlerinin ayrı ayrı bireysel müşterilere özel hazırlanması ve uygulanması şeklinde tanımlanır. En çok verilen yemek siparişinin datasını tutan Yemek Sepeti gibi online sipariş platformunun müşterisine en çok sipariş verdiği restorandan indirim kupunu veya promosyon vermesi müşteri düzeyinde pazarlamaya örnek verilebilir. 
image
Pazarlama müşterilere ne fayda sağlar?
Pazarlamanın ürün ve hizmet odaklı 4 P’sine karşılık müşterinin beklenti ve ihtiyaçlarına karşılık gelen 4 C’yi doğru yönetmek önemlidir. Müşteriler doğru fiyatlandırma veya dağıtım kanalıyla ilgilenmez. Ürünün fiyatı onlar için uygun mu, ürüne fazla uzağa gitmeden ulaşabiliyor mı, sunulan çözüm ihtiyacı karşılıyor mu gibi sonuçlarla ilgilenir. 
1-    Product (Ürün) > Customer Solution (Müşteriye hangi çözüm sunuluyor?)
2-    Price (Fiyat) > Customer Cost (Müşteriye toplam maliyeti nedir?)
3-    Place (Konum) > Convenience (Müşteri kolay ulaşabiliyor mu?)
4-    Promotion (Tutundurma) > Communication (Marka müşteriyle nasıl iletişim kuruyor?) 
Continue Reading…

İyi bir reklam hazırlamanın kuralları

Reklam, her gün telefonlarımıza düşen onlarca mesaj, Facebook iletisi, Whatsapp bildirimi arasında dikkatimizi çekmeye çalışan eski bir dost gibi. Aynı zamanda klasik, dijital ve sosyal pazarlamanın çok önemli bir parçası. Kanalların takip etmekte zorlanacağımız kadar çeşitlendiği bir dünyada reklam çalışmalarını planlarken başarılı işler ortaya koymak için neler yapılabilir, nasıl bir strateji izlenebilir birçok pazarlamacının aklındaki ortak soru. 
Bu yazıda bu soruya genel başlıklar halinde yanıt vermeye çalıştım. Peki bu başlıklar neler? 
1-    HEDEF BELİRLEME
Her reklamın bir hedefi vardır ve doğru hedef kitleye ulaşmak için doğru bir hedefleme yapmak atılacak ilk adımdır. Kimlere ulaşmak istiyoruz (yaş, cinsiyet, sosyo-ekonomik düzey, bölge) hedeflenen bu kitle nerelerde bulunur, onlarla nasıl iletişim kurulur gibi genel kuralların bir strateji doğrultusunda belirlenmeli ve hem online hem oflline kullanılan tüm kanallarda bu stratejiye uygun bir iletişim gerçekleştirilmelidir.
2-    KANAL / MECRA BELİRLEME
Hedeflediğimiz kitle nerelerde bulunur? Sosyal medya? İnternet? Bloglar? Ekşi Sözlük? Gazete? Dergi? Televizyon? Bu mecralardan hangisine ağırlık vereceğimizi reklam stratejimiz doğrultusunda belirlemeliyiz. Gençleri hedefleyen bir markaysak, gençlerin aktif olarak kullandığı Facebook, Twitter, Instagram gibi sosyal ağlar, Ekşi Sözlük, Onedio gibi eğlence ve bilgilenme odaklı dijital platformlar ve kariyer.net gibi kariyer odaklı mecralarda yer almak doğru hedef kitleye ulaşma yolunda etkili olacaktır.
Bu mecraları kullanırken yapılacak en doğru şey ise her birine stratejik olarak ayrı ayrı yaklaşmaktır. Mecralar arasındaki hedef kitle ve yaş farkına uygun olarak Instagram’da Facebook ve Twitter’a göre daha gençlere yönelik, esprili ve daha cesur bir iletişim gerçekleştirebiliriz. Facebook, Google reklamları, gazete, dergi, radyo reklamları gibi her yaştan kitleye hitap eden kanallarda ise daha geleneksel bir çizgide gitmek doğru olacaktır.
image
3-    İLETİŞİM TONUNU BELİRLEME
Gazete, dergi, TV, radyo, internet ve sosyal medya… Hangi mecrayı kullanırsak kullanalım o mecraya uygun bir iletişim tonu belirlemeliyiz. Tüm kanallarda kullanılacak tek bir mesaj ve iletişim tonu da belirlenebilir ancak bu ortak mesaj ve ton farklı mecraların farklı dinamiklerine uymayabilir.  Televizyonun yapısına uygun bir mesaj radyoya, gazeteye uygun bir görsel sosyal medyaya uygun olmayabilir. Her bir mecranın üzerinde düşünüp gerekli uyarlamalar yapılmalıdır.
4-    REKLAM PLANINI BELİRLEME
Her bir mecranın yapısı ve kullanılacak iletişim tonu farklı olduğu gibi reklamların yapısı ve maliyetleri de farklıdır. Örneğin TV’de ulusal kanalda reklam çıkmak yüksek bütçeler gerektirirken, sektörel bir dergide veya Facebook reklamlarında bu maliyet çok daha düşük kalacaktır. Hedef kitlemiz, kullanılacak mecralar ve iletişim tonu belirlendikten sonra bütçemize uygun olarak bu mecraların hangisine hangi sıklıkla reklam verileceğini belirlemeliyiz. Reklam planlarını aylık, yıllık ve tercih dönemi gibi dönemsel olarak planlayabiliriz.
image
5-    REKLAM PLANINI UYGULAMA
Belirlenen reklamlar her bir mecra için plana uygun olarak kurgulanır ve yayınlanır. Bu süreçte kanallar arası çapraz pazarlama yapmak ve bütünleşik bir yaklaşım izlemek doğru olacaktır.
Örneğin gazetede çıkan bir ilanın web’e uygun, etkileşime geçirmeye yönelik bir banner’ı veya microsite’si yayına alınabilir. Aynı şekilde Facebook ve Twitter gibi kanalların etkileşime geçiren yapısına uygun olarak hedef kitlemizi beğenmeye, paylaşmaya ve yorum yapmaya yönlendiren bir yaklaşımla reklamlarımızın buralarda yayına alınması daha etkili sonuçlar almamızı sağlayacaktır.
image
Norveç Havayolları'nın çok konuşulan ülke bayraklarını kendi ülke bayrağında birleştiren reklamı
6-    REKLAMI ÖLÇÜMLEME
Doğru hedef kitle, kanal, strateji belirlemek ve uygulamak kadar reklamlarımızın etkisini ölçebilmek ve bir sonraki aksiyonumuzu belirlemek önemlidir. 
Reklamların ölçümlenmesi için temelde iki ölçüt vardır: İletişim ve satış etkisi. Reklamın iletişim etkisini ölçerken genel olarak reklamın hedef kitleye ulaşıp ulaşmadığına bakılır. Reklamı izleyen, dinleyen, okuyan kişi sayısı gibi veriler reklamın iletişim etkinliğine dahildir. Reklamın başarılı olup olmadığını ölçerken kampanya öncesinde ve sonrasında elde edilen veriler karşılaştırılır.
image
Reklamın satışa etkisini ölçmekse çok daha zordur. Bu zorluğun nedeni bir ürün veya hizmetin satışını etkileyen faktörlerin çok farklı olmasıdır. En sık başvurulan yöntem karşılaştırma yöntemidir. Burada önceki reklam kampanyasında harcanan bütçe ve satış rakamları ile mevcut kampanya bütçesi ve sonucunda ölçülen satış rakamları karşılaştırılır. Bu şekilde kampanya dönemi öncesi yoğun olarak verdiğimiz reklamları bir önceki dönemde verilen reklamlar ve sonuçlarıyla (tercih edilme oranıyla) karşılaştırabiliriz. Online kanallarda ise verdiğimiz reklamları ölçümlemek daha kolaydır.
Google Analytics sayesinde web reklamlarımıza kaç kişi tıklamış, tklayanların kaçı form doldurmuş, ziyaretçiler sitede kaç dakika kalmış gibi verileri detaylı olarak görebiliriz. Facebook Insight verileri de aynı şekilde sayfamıza kaç beğeni gelmiş, hangi şehirlerden daha fazla beğeni, yorum, paylaşım alınmış gibi verileri ölçerek etkileşim sayısını detaylı olarak verir. Bu sayede verdiğimiz bütçelere karşılık hangi mecranın daha etkili olduğunu ölçümleyerek bir sonraki kampanya döneminde mecralara ayrılan bütçeleri belirleyebiliriz.
Özetle bir reklam yöneticisi olarak reklam stratejimizi belirlerken öncelikle hedef kitleyi ve amaçları belirlemeli, bu hedefe / amaca uygun mecraları seçmeli, iletişim tonumuzu belirlemeli, amaç, hedef kitle ve iletişim tonu doğrultusunda reklam planımızı belirlemeli ve uygulamalı, son olaraksa, reklamlarımızın kimlere, hangi kanallardan, hangi etkiyle ulaştığını gösterecek ölçümleme araçlarını kullanarak sonraki dönemlere ait stratejimizi oluşturmalıyız. Bu sayede hem online hem de offline mecralarda akılda kalan, amacına ulaşan reklam ve kampanyalara imza atabiliriz. 
Şimdi reklamlar… 
Continue Reading…

Karar vermenin mantığı

İnsanlara boş zamanlarında neler yapmaktan hoşlandıkları sorulduğunda alınan yanıtlar genellikle kitap okumak, yüzmek veya fotoğraf çekmek olur. Az sayıdaki azınlık dışında bunların birçoğumuz için gerçekten alışkanlık olmadığını, ancak bir ‘’temenni’’ olabileceğini biliriz. Gerçekte öyle olmadığı halde bizi düşünmeden hazır yanıtlar vermeye iten şey nedir? Zihnimizin alışkanlıkları mı, soruyu soranı memnun etmek için uygun yanıtlar verme ihtiyacı mı? Yoksa daha farklı nedenler mi? 
Yeni bir ürün yaratmak 
Yeni bir ürün veya hizmetin pazarlama stratejisi oluşturulurken birçok faktör göz önünde bulundurulur. Bunun nedeni ürün veya hizmetin öngörülen hedef kitleye maksimum düzeyde ulaşması ve hedef kitlenin satın alma kararlarını istenen yönde etkilemeye çalışmamızdır. Bunun yanı sıra ürün veya hizmetin öngörülmeyen segmentler ile birlikte çok daha geniş bir kitlenin satın alma potansiyeli de her zaman vardır. Önceleri klasik 4P anlayışıyla ürün veya hizmet üretilir, fiyatlandırılır, dağıtımı yapılır ve pazarda tutunması için reklam, tanıtım, promosyon gibi çeşitli çalışmalar gerçekleştirilirdi. Günümüzde de bu yöntem genel hatlarıyla devam ediyor ve başarılı bir şekilde kurgulandığında hedeflere ulaşmada halen çok etkili olduğu biliniyor. 
Ancak günümüz dünyasında ürün ve hizmetlerin çok sayıda ve çeşitli olması bunlar arasından sıyrılarak tüketicinin tercih ettiği marka olmayı gitgide zorlaştırıyor. Buna bir de telefonlar, sosyal medya ve diğer kanallardan sürekli akan mesajları eklediğimizde ilgi ve dikkati üzerine çekmek daha da zor hale geliyor. Böyle bir ortamda markaların ‘’kestirme’’ yoldan tüketicilerin algısına ulaşmak için gitgidedaha fazla başvurdukları bilinçaltı pazarlama bir çıkış noktası olabilir mi? Bu konuda yazılmış en iyi kitaplardan biri olan Buyology’de Martin Lindstrom gerçek deneklerle yaptığı testlerle satın alma kararlarımızı etkileyen -ve çoğu zaman farkında olmadığımız- mesajlara nasıl tepki verdiğimizi ölçerek satın alma kararlarımızı nasıl aldığımızı farklı bir yöntemle izliyor. 

Planlamanın 3 adımı 
Yeni bir ürün veya hizmetin pazarlama stratejisini oluştururken öncelikle hedef kitlemizi tanımaya çalışırız. Bu insanlar nerededir, neler yapar, nelerden hoşlanır hatta nasıl düşünür? Yaptığımız gözlemler ve araştırmalarla, belki geçmişte benzer ürün ve hizmetlerin sonuçlarını da göz önünde bulundurarak genel bir strateji ve yol haritası belirleriz. Sonrasında ise uygulama sırasında her aşama bize bir sonraki adımı yeniden planlamak için fırsat verecektir. Bu fırsatları iyi değerlendirip sürekli değişen koşulları göz önünde bulundurarak bir sonraki adımı atmak bizi farklılaştıran şeydir. 

Planlama, üretim, fiyatlandırma, dağıtım ve tutundurma çalışmaları da tamamlandıktan sonra artık ürün veya hizmetin piyasada geldiği nokta sürekli izlenerek yeni aşamalar planlanır. İşte tam burada devreye girmesi gereken en önemli yöntemlerden biri neuromarketing yani bilinçaltı pazarlama. Bu yöntemlerini kullanarak ürünün üzerinde kullanılan renk ve desenlerden marketlerde raflara yerleştirme şekline ve sırasına kadar belli başlı değişiklikler yaparak mevcut ve potansiyel müşterilerimizin algısını yönetebiliriz. 
TV, gazete ve diğer mecralarda kullanılan reklam yüzlerini anımsayın. Reklamlarda karakterlerin daima mutlu, özgüveni yüksek görünmesinin nedeni tüketicilerin bilinçaltına, ‘’Bu ürünü kullanırsan sen de mutlu olursun’’ mesajını vermektir. Örneğin 11880 gibi bilinmeyen numaralar servislerinin reklamları birçok kişi tarafından beğenilmese de reklamda verilen ve sürekli tekrar edilen mesajlar zihnin tekrarları daha çabuk öğrenme özelliği sayesinde aklımıza iyice yerleşti. Amacına ulaşmadığını kim söyleyebilir? 
Karar almak ama nasıl? 
Sanılanın aksine birçok insan rasyonel düşünmez. Rasyonel olarak alınmış gibi görünen birçok kararımızın altında psikolojik ve duygusal süreçler yatar. Bunun sonucu olarak tercih edilen taraf olmak için insanların rasyonel olmayan taraflarına yani duygu ve hislerine hitap edebilmemiz hayati önem taşır.
En akılcı görünen kararları alırken bile temelde rasyonel olmayan, duygulara dayalı bir süreç işler. Duygulara hitap edecek ve 5 duyumuzu harekete geçirebilecek mesajlar genellikle tam tersi olanlara kıyasla daha başarılı olur. Örneğin Coca Cola’nın kapak açma sesi, Ramazan ayında kullanılan geleneksel aile figürleri, Türk kültürünü yansıtan müziklerin her biri bilinçaltımızda hedeflenen algıyı –Ramazan’ın tadı Coca Cola’yla çıkar- yaratmak için kullanılan mesajlardır. 

Bütün bu süreçlerde yaptığımız şeyin özünde olan şey ise ‘iletişim’. Kısa ve uzun vadeli hedeflerimize ulaşmak için nasıl iletişim kurabiliriz? Mevcut ve potansiyel müşterilerimizin beklentileri neler? Nasıl düşünürler, nelerden hoşlanırlar? Neden bizi veya bir başka markayı tercih ederler? İşe tüm bu soruları sormakla başlamak bizi doğru adımları atmaya yönlendirecektir. Çocuk felci aşısını bulan Amerikalı Doktor Jones Salk’ın da dediği gibi: ‘’Doğru soruları sorarsak, belki de cevapları icat etmemize gerek kalmayabilir’’
Continue Reading…

12 Şubat 2017 Pazar

Alexa Düşürme Yöntemleri

Merhaba arkadaşlar ben ilhan, bugünkü yazımda Alexa kolayca düşürme konusunda size birkaç bildiğim ipuçlarını vereceğim.  Hemen lafı uzatmadan bu yöntemlerimize geçiş yapalım.
1- Alexa Toolbar
Format atar atmaz yaptığım ilk şeylerden biri. Google chrome yi kurar kurmaz hemen Alexa Toolbar‘ı Chrome eklentisini kurmak oluyor. Önemi varmı? Tabii var ve size oldukça kolaylıkda sağlıyor. Hemen sağ üst köşeden hangi siteye girerseniz girin tıklayıp sitenin alexa sıralamasına bakabiliyorsunuz. Bana göre Alexa toolbar 1.sırada en önemli Alexa düşürme yollarından birisidir. Okurlarınızında Alexa Toolbar kullanması önemli olduğundan sabit tanıdık okurlarınız var ise Alexa toolbar kullanmalarını rica edin.

2- Alexa Widget 
Benimde blogumda sağ slider da gördüğünüz gibi sayaçlarımın yanında Alexa Widget yer alıyor. Alexa Widget siteye her girilişde Alexa ya bildirim gönderir bu sayede siteniz diğer sitelere göre daha ön adımda olacaktır.
3-Yoruma Teşfik
3. sırada yer alan kullanıcıları yorum yapmaya teşfik etmek. Buda benim için en önemli Alexa düşürme yollarından biri. Oldukça fazla kullanmaya çalışıyorum. Sitemde zaten bunun örneklerini görebilirsiniz. Kullanıcıları yorum yapmaya teşfik etmek Alexa düşürmeye nasıl yardımcı olur? derseniz hemen açıklayım. Hem google hem alexa tarafından oldukça önemli ne kadar sık yazı yazmakta buna benzer bir örnek fakat çok sık yazı yazamayıp sitenizi çok sık güncelleyemiyorsanız yorumlama sistemi bu durumda devreye giriyor ve sitenize yazı yazmasanız da sitenizi güncel tutmayı sağlıyor.
4- Lokasyon
Lokasyon’ da önemli bilgilerden biri. Türkçe bir site hazırlıyorsanız mutlaka TR lokasyon bir sunucuda barının. Backlinklerinizi buna göre alın.
5- Average – Toolbar Hız Seviyesi
Alexa Toolbar’ da bulunan sitenizin hızını gösterdiği kısımda sitenizin hızlı seviyesine ulaşmasını sağlayın.
6 – Sitenizi güncel tutun
Yorumlar dışında sitenize sürekli güncel tutmak özellikle aynı saatler aralığında yazı girmek sitenizi bir düzene ve bir otoriteye sahip olmasını sağlayacaktır.
Continue Reading…

Adhood YouCan hizmeti ile para kazanmak

Adhood çoğunuzunda bildiği üzere Google Adsanse tarzı tıklama üzerine kurulu bir reklam firmasıdır.  Daha önceden hiç adhood kullanmamıştım, yorumları ortalama birkaç kanıtlı resimde gördüm hoşuma gitti ve üye olayım derken adhood youcan diye bir kısım gördüm. Biraz bakındım şöyle böyle derken Adhood youcan ile kolay şekilde para kazanılabilir olduğunu düşünmeye başladım. Şuanda bende fikir üretip linki tıklattırma yolları içerisindeyim. Hemen neymiş bu youcan nasıl yapılırmış anlatıma geçelim.
Adhood YouCan tıklanmasını ziyaret edilmesini isteyen reklam verenler bu hizmet ile sitelerine hit sağlayabilecekler. Örneğin blogunuzdaki bir yazının okunmasını veya daha çok kişinin görmesini istiyorsunuz youcan ile reklam vererek yayabiliyorsunuz. Veya youtube de videonuz var bu videonun izlenme sayısının artmasını istiyorsunuz youcan ile buda mümkün.
Adhood’a üye olduktan sonra panelimizde sol tarafta youcan tıklayıp youcan kampanyalarına tıklayalım.
Daha sonra gördüğünüz kampanyalardan birine tıklarak kampanya üyeliğini aktif et butonuna basalım. Butona basınca ycnt.in/…. diye bir url verecek. İşte bu url yi başka insanlara tıklatarak kazanacağız.
Şuan bende deneme aşamasındayım. Fikirlerimi sizlerle ilerliyen zamanlarda paylaşacağım. Kampanya linklerinizi bu yazı altına yorum atarsanız birbirimizin linklerine tıklayarak kazanabiliriz.
Continue Reading…

İnstagram takipçi arttırma yolları

Aylık 200 milyon tekil ziyaretçiye sahip instagram’ı kullanmayan sayısı oldukça az. İnstagram üzerinden ticaretinde son zamanlarda canlandığını görebiliriz. Peki instagram’da nasıl takipçi kazanırız ve hesabımızı popüler bir hesaba dönüştürebiliriz bunu anlatıcam.

1- Paylaşıma uygun Hashtag

Paylaşım yaparken daha çok kişi görsün daha çok kişi gelir daha çok beğenilsin diye bol keseden tag kullanırsanız ilk zamanda takipçi olarak faydasını görsenizde ileri zamanlarda bu takip edenlerin %90′ ı takipten vazgeçeceklerdir. Yaptığınız paylaşıma uygun ve yeterli sayıda tag kullanarak kalıcı takipçiler kazanabilirsiniz.

2- Uygun Filtre

Resimlerinize uygun filtreler kullanmanın önemi büyük. Resimlerinizin daha hoş gözünmesini sağlayan filtreler resme ve mekana göre değişiklik gösterir bu yüzden uygun filtre seçimi önemlidir.

3- Düzenli resim paylaşımı

En önemli madde diyebiliriz bu konuya, düzenli paylaşım instagram’ da takipçi arttırmanızın en önemli kuralıdır. Takipçileriniz mümkünse belirli saatlerde paylaşım yaparak kalıcı takipçiler elde edebilir ve takipçilerinizin o saatlerde profilinize bakmalarını sağlıyabilirsiniz.
Continue Reading…

Protein Tozu Hakkında Bilgiler

Fitness yapan sporcuların bildiği gibi toplumumuzda protein tozu için çok yalnış düşüncelere sahip. İyi bir vücuda sahip olan kişinin, protein tozu içtiği, kullandığı öğrenildiği zaman insanlar “protein tozu kullanmış o” veya “protein tozuyla yapmış” diye konuşmalara şahit oldum. Bu sporla ilgilenmeyen kişisel bile hiçbir fikri olmadan kulaktan dolma laflar ile bunları diyebilmekte. Eğer spora yeni başlamış güzel devam ediyor ve protein tozu kullanmaya başladığınızda bu tarz sözler duyarsanız siz hiç moralinizi bozmayın.


Lafla peynir gemisi yürümüyor!

“Protein tozu kullansam bende yaparım.” lafıda toplumumuzda biz Türkler tarafından oldukça sık kullanılmakta. Be kardeşim yap sende o zaman sana yapma diyen mi var. Kullan sende protein tozu yap sporunu. Sadece protein tozu ile bir yere varamazsınız, ağırlığın altına girmek yürek ister. Ben protein tozu içtim artık kas yapacağım diyerek olmuyor. Fedakarlık etmelisin hayatından, zamanından, eğlencenden, yemeğinden ki yapabilesin.

Protein Tozunu Kimler Kullanmalı? – Ne zaman başlamalı?

Protein tozu daha çok yoğun spor yapan ve sürekli anında hızlı şekilde yemek hazırlayamayan sporcular içindir. Zamandan kar elde etmek için kullanılır.
Protein tozu’ nu vücut geliştirme sporu ile ilgilenen sporcular kullanmalıdır. Vücut geliştirmeye yeni başlamış acemiler için protein tozu uygun değildir. Spora başladıktan en az 4 5 ay geçtikten sonra protein tozu kullanımı önerilir. Fitness Salonların da hocalara danışabilirsiniz fakat protein tozu veya diğer suplementler den satıyorsa para için satmaya çalışacaktır. Dediğim gibi 4 5 ay olmadan protein tozu kullanımına başlamayın.

Protein Tozu Nasıl kullanılır?

Spora girmeden 1 saat önce ve spordan sonra hemen içilebilir. Protein tozunun ölçek kısmı kutunun ambalajın yanında bilgilendirme büyük ihtimal olacaktır kendinize göre ayarlıyabilirsiniz. Shaker ımıza yeterli miktarda süt ve protein tozunu katarak iyice çalkalayalım. Shaker ın süzgecinden iyice geçen toz ve süt iyice karışasıya kadar salladıktan sonra içebiliriz. Su ile de içilebilir fakat tadı kötü olacağı için süt öneririz.
Continue Reading…

10 Şubat 2017 Cuma

1 euro vps satın almak

Sizde 1 euro fiyatına vps satın almak isterseniz yeni bir firma buldum. Türkiyede malesef hostingler yeterince verimli değil ve pahalıda .Eğer vps alıp üzerine kurulum yapmazsanız çok bir performans beklemeyin. Bunun yanında vps kullanmanın çok avantajı olsada öğrenene kadar size biraz yoracaktır. Aslında herşey kolay komutlar hazır fakat nedense internette düzgün bir kaynak kütüphane yok. Herşeyi videolu anlatıcak felan güzelce.

Sitemizi ziyaret etmek için adres bu: arubacloud.com


Continue Reading…

8 Şubat 2017 Çarşamba

Cilt İçin Elma Sirkesinin Faydaları

Cildinizde yer alabilecek, akne, akne lekesi, siğil veya kepeklerin tamamına çözüm olabilecek ürün, elma sirkesidir. Bitkisel olarak karşımıza çıkan ve vücudun çoğu alanında kullanılsa bile, cilt için ayrı bir albenisi ve faydası olan elma sirkesi, yüzyıllardır kullanılan şifa kaynağıdır. Sirkelerin uzun yıllardır hatta asırlardır kullanıldığı biliyoruz. Antik Yunan Hekimlerinin bile, bazı rahatsızlıklar için reçeteye elma sirkesi yazdığı bilinmektedir. Geleneksel olarak karşımıza çıkan elma suyu, ahşap fıçılara basılan elmaların fermantasyonuyla birlikte yapılır. Bu elma sirkesi, fosfor, potasyum, silikon, demir, bakır, kükürt gibi birçok yararlı maddeyi de içerisinde barındırmaktadır. Ayrıca B ve C vitamini de barındırmaktadır.
En büyük cilt dostu olan elma sirkesi, birçok cilt sorununa önlem olarak kullanılabilir. Bunlara örnek verecek olursak, güneş yanığına, siğil, selülit, böcek ısırıkları, yaşlılık lekeler, akneler ve kepekler içinde oldukça önemli rol oynamaktadır.
İnsan cildindeki doğal asidik olmasının sonucu olarak, ciltteki aknelerin doğması gayet normaldir. Asidik olmasının verdiği etkiyle de, elma sirkesinin, cildin pH değerini koruyacağı ve düzene sokacağını söyleyebiliriz. pH değerinin düzene sokulması sonucunda da, aknelerden daha az etkileneceksiniz. Bunun yanı sıra, temizlikte de kullanabileceğiniz elma sirkesi, anti-bakteriyel yanından da faydalanabileceksiniz. Bunun anlamı ise, bakterileri cildinizden uzaklaştırıp, sizi koruyacaktır.
Cildinizde elma suyu ile sonuç olmak için yapmanız gereken, yarı yarıya ayarlayacağınız su ve elma sirkesi karışımını pamukla birlikte, cildinize uygulayıp, daha sonra 5 10 dakikalık bekledikten sonra durulayabilirsiniz. Bunu 1 ay boyunca uygulamanız, size ciddi olarak yarar sağlayacaktır.
Continue Reading…

+40 Nerenin Kodu – Telefon Dolandırıcıları

Tüm dünya’da cep telefonlarının kullanımının artmasıyla yeni yeni dolandırıcılık yöntemleri icat olmaya başladı. Telefon dolandırıcılığı modern çağın en kolay dolandırılma yöntemlerinden biri olarak adlandırılıyor. Size çağrı bırakan kişiler sizin geri o telefon numarasına geri dönüş yapmanızla beraber hep para kazanıyor hemde düzgün olmayan yarı Türkçe dilleri ile sizden para talep ediyorlar. Eğer sizin telefonunuza da +40 alan kodu ile bir telefon numarası çağrı bırakıp aradıysa kesinlikle bu numaraya dönüş yapmayın. Eğer orada bir tanıdığınız yoksa silin gitsin. Çünkü bu alan kodu Romanya ülkesine ait. Buradaki telefon dolandırıcılık şebekeleri Türk erkeğinin zaaflarından faydalanıp onlardan para koparmaya çalışıyor.
+40 +407 Nerenin Hangi Ülkenin Kodu Başlayan Numaralar ile Dolandırıcılık
Genellikle rastgele numaralara çağrı bırakıyorlar. Bu çağrıları merak eden insanlar gördüklerinde geri arıyor ve karşılarına bir bayanın sesi çıkıyor. Telefondaki bayan Romanya’da yaşadığını söylüyor ve Türkiye’ye gelmek istediğinden bahsediyor. Bir Türk erkeği ile beraber olup evlenmek veya diğer şekilde ilişki yaşamak istediğini belirtiyor. Bunun için pasaport vize ve uçak yani yolculuk parasının bu kadar olduğunu söylüyor ve banka aracılığı ile bu parayı karşı taraftan transfer etmesini istiyor. Eğer kişi bu tuzağa düşüp parayı gönderirse üzerine bir bardak su içmesinde fayda var. Çünkü aradıklarında bir daha bu numaraya ulaşamıyorlar. Telefonlar karşı aramalara kapatılıyor veya o numara engelleniyor. Ki ulaşılsa bile iş işten geçmiş oluyor parayı geri transfer etmiyorlar. Şikayetinizde pek bir işe yaramaz kendi isteğiniz ile gönderiyorsunuz ve yabancı bir ülke pek bir şansınız yok hak arama konusunda. Son olarak Bulgaristan gibi yerlerden gelen çağrılar vardı. Yeni ülkemiz Romanya oldu. Bunlara dikkat edelim ve kanmayalım çevremizdeki insanları da uyaralım. Telefondan para talep eden kim olursa olsun dolandırıcı olduğunu unutmayın.
Continue Reading…

Avea Gizli Arama Nasıl Yapılır

Günümüzde cep telefonları oldukça sık kullanılmaktadır. Operatör sağlayıcıları da kullanıcıları için çeşitli hizmetler sunmaktadır. Örneğin birini aramak istiyorsunuz ama sizin numaranızı görmemesini istiyorsunuz. Yani sizi geri arayabilme imkanı olmaması için gizli şekilde özel numara denilen biçimde görünmesini istiyorsunuz. Aslında bir çok telefonda bu özellik ayarlar kısmında kendiliğinden var ama bunun olmadığı veya daha kısa şekilde çözmek isteyen kullanıcılar operatörlerin verdikleri kodlar ile de bunu yapabilir.

Yapmanız gerekenleri size kısaca anlatalım. Bunu yapmak için arayacağınız kişinin numarasını aklınızda tutun yada bir yere not edin. Numara çevirme kısmına gelerek ilk önce #31# yazın ve daha sonra aramak istediğiniz numarayı yazın. Bu şekilde karşıdaki kişi sizin aradığınız numarayı görmeyecek gizli şekilde olacaktır. Fakat karşıdaki kişi telefonunu gizli aramalara kapattıysa bu işlem gerçekleşmeyecek ve sistem size gizli aramalara kapalıdır diye bildirimde bulunacaktır. Bu işlemi başkalarını rahatsız etmek için kullanmamanızda fayda var.
Continue Reading…

+30 lu Numara Nerenin Alan Kodu Hangi Ülke

Biraz önce +30 698 0515594 numarasından bir çağrı aldım. Hemen çaldı kapattı. Tabi ki bunun ilk anda yurt dışından arayan dolandırıcı kadınlardan birisinin numarası olduğunu anladım. Malum +359’lu Bulgaristan numaralarından tecrübeliyiz ve bir çok medya da bununla ilgili haber yapıldı. Ama bu yeni bir ülkenin alan kodu. Artık Yunanistan’a da Türk’lerin kandığı yayıldı demek ki onlarda bu işe başlamış. +30 ile başlayan numaralar Yunanistan’dan gelen çağrılardır. Oradan yarı türkçesiyle sizi arayıp zor durumda olduğunu Türkiye’ye gelmek istediğini söyleyen kadınlar yüksek miktarlarda para isterler 1000$ 2000€ gönderenlerin olduğunu görmüştük televizyonlarda ve internete yazdığı yorumlarda.

Bu telefonlardan gelen cevapsız çağrılara geri dönüş yapmayınız. Tamamen kendileri dolandırıcılardır. Hem fatura olarak yüklü miktarda fatura gelir hemde bunlara kanıp para gönderirseniz sizin ağzınız yanar. Eğer size de bu tarz numaralardan çağrılar geliyor ise yorum bölümünden bizle paylaşın diğer insanlarda konu hakkında bilgilenmiş ve dolandırılmamış olur.
Continue Reading…

İsmail Küçükkaya Fox Tv Çalar Saat İletişim Bilgileri

Fox Tv ekranlarında hafta içi her sabah ekranlara gelen İsmail Küçükkaya ile Çalar Saat programı herkes tarafından çok sevildi. İlk olarak Fatih Portakal’ın başlattığı akımı İrfan Değirmenci devam ettirmişti. En son olarak görevi kendisi devraldı. Kendisi Kütahya Simav’lı olup çok kaliteli ve iyi yürekli bir insandır. Sabahları 7:00’te başlayan haber programı saat 10:00’da sona eriyor. İzleyicilerden gelen mesajları ve mailleri ve twitleride tek tek okumaya çalışıyor. Bu yüzden izleyici çok samimi ve sıcakkanlı bir ortam içinde buluveriyor kendini. Sizde yorumunuzu ve sorunlarınızı programa ileterek sesinizi duyurabilirsiniz.
Twitter Adresi ve Mail Adresi
Mail Adresi: calarsaat@fox.com.tr adresinden mail atabilirsiniz.
Twitter Adresi: twitter.com/KucukkayaIsmail ‘den mention atabilirsiniz.
Farklı hesaplardan aynı mesajı atmanız okunma olasılığını artıracaktır.
Görüşlerinizi yorum kısmından bize bildirebilirsiniz.
Continue Reading…

Duvar ve Tavanlardaki Küf Nasıl Temizlenir ?

Duvarlarınızda  ve tavanlarınızda anlayamadığınız küflenmeler , lekeler mi var , o halde bu yazıyı dikkatle okumalısınız. Kış gelince yağan yağmurlar ve soğuk havanın da etkisi ile evinizin duvarları tavanlarında nemlenme , su sızıntısı ile birlikte küçük küçük siyah lekeler olur . Bu lekeler giderek çoğalmaya başlar. Boya badana ettiğiniz eviniz de küf kokusu ve rutubet oluşmaya başlar. O yüzden öncelikle binanız ısı yalıtımı yapılmalı. Su girintisi olan tavanlar onarılmalı. Yalıtım yoksa bina eski ise bunlar kaçınılmaz ama onarılmaz bir durum değildir. Küfe müdahale etmezseniz o zaman küf giderek içindeki bakteriler ile yayılmaya başlar.

Küfün mantarın önlenmesi için heme harekete geçmelisiniz. Zararlı bakterileri yok etmekle küf oluşumunu geçici olarak durdurabilirsiniz. Küfün oluştuğu alanları mutlaka havalandırmalısınız. Küf gidericiler kullanmalısınız. Evin her hangi bir yerinde artık yemekler bırakmayın. Küf öldürücü dezenfektanlar kullanabilirsiniz. Küfün başlangıç aşamasında ise küfü kuru bezle temizledikten sonra çamaşır sulu bezle silebilirsiniz. Küf çok fazla ise boş bir sprey kutusu içine çamaşır suyu ve normal suyu doldurun. ve direk duvarın üzerine sıkın. Camlarınızı açın. Çamaşır suyu kokusuna maruz kalmayın. Küf gittikten sonra kuru bezle silebilirsiniz. Çamaşır suyu yerine sirke ile de aynı işlemi yapabilirsiniz. Duvarın boyası zarara uğradıysa duvardaki çatlaklar macunla kapatabilir. üzerine astar sürebilir sonra boya ile kapatıp. Uzun süre küften kurtulabilirsiniz. Rutibet ,küf ve nemler insan sağlığı için çok zararlıdır. O yüzden binanızı ısı yalıtımı yaptırmalısınız. İnsan sağlığı her şey den önemlidir. Eviniz bol bol havalandırın.
Continue Reading…

Stresten Korunmak İçin Yapılması Gerekenler

21 Yüzyılı veya yüzyıllar öncesinden gelen stres , yaşamımızı kimi zaman çekilmez hale getirse de onunla yaşamayı öğrenmeli ve stresten korunmak için yapmamız gerekenleri kısaca anlatalım;
Stres yapmamız gereken ama yapmak istemediğim durumdur. Strese neden olan faktörü ortadan kaldırmak için üzerine gitmeliyiz. Spor yapmak ve spor dalı ile uğraşmak endorfin hormonun salınımına sebep olduğu için yaşamımızda olması gereken olamazsa olmazlardandır. Spor yapmak hayata olumlu bakmamızı sağlayacaktır. Yeşil çay içmek Fizyolojik ve psikolojik olarak kişiyi rahatlatmaktadır. Nefes eksersizleri yapmak kişiyi oldukça rahatlamaktadır. Derin nefes alın ve verin bunu düzenli olarak yaptığınız da rahatladığınızı göreceksiniz. Boyun bölgenize sıcak kompres yapın. Omuzlarınıza da aynı uygulamayı yapın. Sizi güldürecek sinema , tiyatro izleyin. Bebek ve çocukları sevin. Dua edin. Dua etmek ruhunuzu dinlettireceğini gibi sizi de rahatlamaktır. Yazı yazın. Sizi üzen ne varsa onları bir ajandaya yazın ve karşısına sizi mutlu edecek olan güzellikleri yazın. Doğa da yürüyün. Hobi edinin. Müzik dinleyin. Müzeleri gezin. Bunlar sizi rahatlamaktır.
Continue Reading…

Kırmızı et, Dana, Kuzu etinin vücuda yararları

İnsan oğlu hem et obur hem de ot obur , düşünebilen tek varlıktır. Kırmızı et insan oğlunun tüketmesi gereken çok önemli bir besin kaynağıdır. İnsanlar da fazla miktarda üşüme , saç dökülmesi gibi bir çok belirti varsa büyük bir ihtimalle demir eksikliğindendir. İşte tam da bu sırada et bize bu konu da yardımcı olan önemli bir B vitaminidir. İçinde büyük miktarda demir yer almaktadır. Beslenme yetersizliklerinin önünde geçmektedir. Erkekler günde 55 gr kadınlar ise 45 gr kırmızı et tüketmelidir. Hayvansal proteinin %75 , bitkisel proteinin %50  sinden faydalanmakta yarar vardır.

En büyük kan yapma kaynağıdır. Obeziteyi önlemekte vücudu güçlü tutmaktadır. Sinir hücrelerini tamir eden vitaminleri bünyesinde barındırır. Kırımız etin yanında mutlaka yeşillikte yemelisiniz ki , demiri daha kolay ve rahat kullanırsınız. Kırmızı et saça ve tırnaklara , cilde iyi gelmektedir. Kırmızı et sperm üretimini de arttırmaktadır. Kırmızı et belli ölçüde tüketilmesi gereken insanın ve hayvanları yemesi gerekli temel gıdalardır. Dengeli ve sağlıklı beslenme için kırmızı et tüketimi şarttır. Tarihten bu yana bir çok faydası olan besin kaynağıdır.
Continue Reading…

Saç Dökülmesini Önlemek için Yapılması gerekenler

Saçlar kişiyi gösteren en güzel unsurlardan biridir. Saçlarımızı uzatmak yetmez onlara yeterli ilgi ve alakayı göstermezsek gücünü ve canlılığını yitirir. Saç dökülmesinin pek çok sebebi olabilir. Bunların başında doğru bildiğimiz yanlışlar gelebilir. Saç dökülmesi sebepleri;

Öncelikle doktora gitmekte fayda vardır. Aldığınız veya kullandığınız bir şeylerden olabilir. Saçı her gün yıkamak saç üzerindeki doğal yağ tabakasını ortadan kaldırarak saçınızın kurumasına neden olabilir. Her gün yıkamak yerine aralıklarla saçınızı yıkamalısınız. Saçın doğal kendi yağı ile beslenmesi gerekmektedir. Kullandığınız şampuanı her ay değiştirmeniz sizin için faydalı olacaktır. Beslenme düzensizliği saç dökülmesine sebep olmaktadır. Dengeli ve düzenli beslenmelisiniz. Saçınıza fayda sağlayacak protein ve demir bakımından zengin gıdalar seçmelisiniz.  Saçlarınızı kurutma makinesi ile kurutmak yerine havlu ile doğal yöntemlerle kurutmalısınız. Saçınızı sıcak su ile yıkamak yerine ılık su ile yıkayın.

Havuza giriyorsanız o da saçları kurutmaktadır. Saçınıza zeytin yağı ve Hindistan ceviz yağı ile masaj yapmanız saç derinizdeki kılcal damarları güçlendirerek saçın daha güçlü olmasını sağlarken saçınıza parlaklık vermektedir. Saça kınaya yakmak, biberiye , ıspanak saçı güçlendirerek kopmaları ve kırılmaları önleyerek saçın daha sağlıklı uzamasını sağlamaktadır. Mevsim geçişleri dönemlerinde de saç dökülmesi olmaktadır.  Kullandığınız taraklar at kılından olmalı saçı yolan plastik uçlu taraklardan uzak durun. Beş parmak tarak olarak adlanan perma tarağı kullanın.
Continue Reading…

Popular Posts

Copyright © Hosting Fiyatları Ve Özellikleri | Powered by Blogger