En iyi hosting firmaları hakkında kullanıcı yorumları ve incelemeler.Hosting fiyat ve özellikleri için bilgilendirme yaparız.

15 Şubat 2017 Çarşamba

Pazarlamayı Yönetmek

Pazarlama algıyı doğru yönetme sürecidir. 
Sabancı ve Koç Holding Türkiye'nin en büyük ve en etkili kuruluşları. Bu iki kuruluş yıllardır birçok alanda kıyaslanıp karşılaştırılır. Yine 2002 yılında yapılan geniş çaplı bir araştırmada halka ‘’Sizce Sabancı Holding mi daha fazla topluma yararlı işler yapmıştır Koç Holding mi?“ diye sorulmuş ve katılımcıların büyük çoğunluğu bu soruya Sabancı Holding yanıtını vermiş.
Ancak o dönemde Koç Holding’in topluma yatırımlarının Sabancı Holding’den çok daha önde olduğu ortaya konmuş araştırmacılar tarafından.
Bu sonuçta belirleyici olan o dönemde yönetim kurulu başkanı olan Sakıp Sabancı’nın Rahmi Koç’a kıyasla halka daha yakın olması sonucu halkın gözünde daha fazla yararlı imaj sergiliyor demiş uzmanlar.
image 
Bu anlamda yapılan çalışmaların iletişimini doğru yapabilmenin ve insanların alsını doğru yönetebilmenin de en az satış-pazarlama kadar önemli olduğunu söylemek çok da yanlış olmaz. 
Pazarlama gerçekliği yönetme sürecidir. 
Gerçekler çok farklı olsa da insanların algısındaki gerçekliği yönetebiliriz. Pazarlama ile yarattığımız gerçekliği kendi lehimize yaratmak, müşterilerimizin duygu, düşünce ve algılarını yönetmeye çalışırız. Bir fast food markası olan Mc Donald’s her ne kadar insan sağlığını tehdit eden fazla yağlı ve kalorili besinler üretse de bu algıyı yıkmak için yeni ürünler geliştirmeye ve istikrarlı şekilde iletişimini bu yönde sürdürmeye devam ediyor. ‘’Trans yağ kullanmıyoruz’’, ‘’Sadece bitkisel yağ kullanıyoruz’’gibi söylemlerini online ve offline tüm kanallarda sıklıkla duyurarak insanların algısını onların sağlığını düşünen bir marka şeklinde algılanma yolunda yönlendirmeye çalıştığını görüyoruz.
image
Hamburger paketlerinin arkasında ürünlerin besin değerlerini vermesi, ürünlerin gün içinde bir insanın ihtiyacı olan vitamin ve minerallerin yüzde kaçına karşılık geldiğini belirtmesi, aynı şekilde Carl’s Jr. markasının ekmeksiz hamburger ‘’Low Carb’’ ürünü,  temelinde çok da sağlıklı olmayan ürünler sunan bir fast food markasıyken insanların algısını tam tersi yönünde değiştirebilecek bir pazarlama iletişimi örneği olarak karşımıza çıkıyor.
image
Pazarlamada süreçler önemlidir. 
Pazarlamada, özellikle hizmet sektöründe alışveriş öncesinde (otopark, güvenlik kontorlü, karşılama), alışveriş sırasında (çalışanların ilgisi, reyonların düzeni ve ürünlerin kolay ulaşılabilirliği) ve alışveriş sonrasında (teslimat, garanti şartları) süreçlerin işleyişini doğru yönetmek önemlidir.  Örneğin globalbir mobilya ve ev ihtiyaçları markası olan IKEA ve yerli rakibi diyebileceğimiz Koçtaş’ı karşılaştırdığımızda aşağıdaki farkları açıkça görebiliyoruz.
image
IKEA: Ürün yeterli, personel ilgili ve bilgili, dağıtım yetersiz ve aksamalar yaşanıyor.
Koçtaş: Ürün yeterli, personel ilgisiz ve bilgisiz, Dağıtım yeterli ve dağıtımda aksaklık sık yaşanmıyor.
Bu iki örneğe baktığımızda iki markanın farklı süreçlerde farklı eksikleri olduğunu görüyoruz. Önemli olan bu eksiklerin hangilerinin müşteriler için daha önemli olduğu ve satınalma kararlarında belirleyici olduğudur. Markanın rakiplerinden ayrışarak öne geçmek için hangi süreçte eksikleri olduğunu tespit edip iyileştirmeye gitmesi önemli. 
image
Pazarlamada doğru hedeflemeler önemlidir.
Ürün veya hizmetimizin geniş bir kitleyi mi yoksa daha dar bir segmenti mi hedefleyeceğini belirlemek potansiyel müşterilerimize doğru kanallardan ulaşabilmek ve doğru mesajları verebilmek için önemlidir. Bu anlamda kitlesel pazarlama, hemen herkesi hedefler. Örneğin Coca Cola küçük yaştaki çocuklardan yetişkinlere kadar farklı yaş, gelir düzeyi ve zevklere sahip hemen herkese ulaşmaya çalışır. Hedefsel pazarlama belirli sektörleri hedefler. Üreticilere yönelik ürünlerin pazarlama çalışmaları bu hedeflemelere örnek gösterilebilir. Müşteri düzeyinde pazarlama ise, tekliflerin ve pazarlama faaliyetlerinin ayrı ayrı bireysel müşterilere özel hazırlanması ve uygulanması şeklinde tanımlanır. En çok verilen yemek siparişinin datasını tutan Yemek Sepeti gibi online sipariş platformunun müşterisine en çok sipariş verdiği restorandan indirim kupunu veya promosyon vermesi müşteri düzeyinde pazarlamaya örnek verilebilir. 
image
Pazarlama müşterilere ne fayda sağlar?
Pazarlamanın ürün ve hizmet odaklı 4 P’sine karşılık müşterinin beklenti ve ihtiyaçlarına karşılık gelen 4 C’yi doğru yönetmek önemlidir. Müşteriler doğru fiyatlandırma veya dağıtım kanalıyla ilgilenmez. Ürünün fiyatı onlar için uygun mu, ürüne fazla uzağa gitmeden ulaşabiliyor mı, sunulan çözüm ihtiyacı karşılıyor mu gibi sonuçlarla ilgilenir. 
1-    Product (Ürün) > Customer Solution (Müşteriye hangi çözüm sunuluyor?)
2-    Price (Fiyat) > Customer Cost (Müşteriye toplam maliyeti nedir?)
3-    Place (Konum) > Convenience (Müşteri kolay ulaşabiliyor mu?)
4-    Promotion (Tutundurma) > Communication (Marka müşteriyle nasıl iletişim kuruyor?) 
Continue Reading…

İyi bir reklam hazırlamanın kuralları

Reklam, her gün telefonlarımıza düşen onlarca mesaj, Facebook iletisi, Whatsapp bildirimi arasında dikkatimizi çekmeye çalışan eski bir dost gibi. Aynı zamanda klasik, dijital ve sosyal pazarlamanın çok önemli bir parçası. Kanalların takip etmekte zorlanacağımız kadar çeşitlendiği bir dünyada reklam çalışmalarını planlarken başarılı işler ortaya koymak için neler yapılabilir, nasıl bir strateji izlenebilir birçok pazarlamacının aklındaki ortak soru. 
Bu yazıda bu soruya genel başlıklar halinde yanıt vermeye çalıştım. Peki bu başlıklar neler? 
1-    HEDEF BELİRLEME
Her reklamın bir hedefi vardır ve doğru hedef kitleye ulaşmak için doğru bir hedefleme yapmak atılacak ilk adımdır. Kimlere ulaşmak istiyoruz (yaş, cinsiyet, sosyo-ekonomik düzey, bölge) hedeflenen bu kitle nerelerde bulunur, onlarla nasıl iletişim kurulur gibi genel kuralların bir strateji doğrultusunda belirlenmeli ve hem online hem oflline kullanılan tüm kanallarda bu stratejiye uygun bir iletişim gerçekleştirilmelidir.
2-    KANAL / MECRA BELİRLEME
Hedeflediğimiz kitle nerelerde bulunur? Sosyal medya? İnternet? Bloglar? Ekşi Sözlük? Gazete? Dergi? Televizyon? Bu mecralardan hangisine ağırlık vereceğimizi reklam stratejimiz doğrultusunda belirlemeliyiz. Gençleri hedefleyen bir markaysak, gençlerin aktif olarak kullandığı Facebook, Twitter, Instagram gibi sosyal ağlar, Ekşi Sözlük, Onedio gibi eğlence ve bilgilenme odaklı dijital platformlar ve kariyer.net gibi kariyer odaklı mecralarda yer almak doğru hedef kitleye ulaşma yolunda etkili olacaktır.
Bu mecraları kullanırken yapılacak en doğru şey ise her birine stratejik olarak ayrı ayrı yaklaşmaktır. Mecralar arasındaki hedef kitle ve yaş farkına uygun olarak Instagram’da Facebook ve Twitter’a göre daha gençlere yönelik, esprili ve daha cesur bir iletişim gerçekleştirebiliriz. Facebook, Google reklamları, gazete, dergi, radyo reklamları gibi her yaştan kitleye hitap eden kanallarda ise daha geleneksel bir çizgide gitmek doğru olacaktır.
image
3-    İLETİŞİM TONUNU BELİRLEME
Gazete, dergi, TV, radyo, internet ve sosyal medya… Hangi mecrayı kullanırsak kullanalım o mecraya uygun bir iletişim tonu belirlemeliyiz. Tüm kanallarda kullanılacak tek bir mesaj ve iletişim tonu da belirlenebilir ancak bu ortak mesaj ve ton farklı mecraların farklı dinamiklerine uymayabilir.  Televizyonun yapısına uygun bir mesaj radyoya, gazeteye uygun bir görsel sosyal medyaya uygun olmayabilir. Her bir mecranın üzerinde düşünüp gerekli uyarlamalar yapılmalıdır.
4-    REKLAM PLANINI BELİRLEME
Her bir mecranın yapısı ve kullanılacak iletişim tonu farklı olduğu gibi reklamların yapısı ve maliyetleri de farklıdır. Örneğin TV’de ulusal kanalda reklam çıkmak yüksek bütçeler gerektirirken, sektörel bir dergide veya Facebook reklamlarında bu maliyet çok daha düşük kalacaktır. Hedef kitlemiz, kullanılacak mecralar ve iletişim tonu belirlendikten sonra bütçemize uygun olarak bu mecraların hangisine hangi sıklıkla reklam verileceğini belirlemeliyiz. Reklam planlarını aylık, yıllık ve tercih dönemi gibi dönemsel olarak planlayabiliriz.
image
5-    REKLAM PLANINI UYGULAMA
Belirlenen reklamlar her bir mecra için plana uygun olarak kurgulanır ve yayınlanır. Bu süreçte kanallar arası çapraz pazarlama yapmak ve bütünleşik bir yaklaşım izlemek doğru olacaktır.
Örneğin gazetede çıkan bir ilanın web’e uygun, etkileşime geçirmeye yönelik bir banner’ı veya microsite’si yayına alınabilir. Aynı şekilde Facebook ve Twitter gibi kanalların etkileşime geçiren yapısına uygun olarak hedef kitlemizi beğenmeye, paylaşmaya ve yorum yapmaya yönlendiren bir yaklaşımla reklamlarımızın buralarda yayına alınması daha etkili sonuçlar almamızı sağlayacaktır.
image
Norveç Havayolları'nın çok konuşulan ülke bayraklarını kendi ülke bayrağında birleştiren reklamı
6-    REKLAMI ÖLÇÜMLEME
Doğru hedef kitle, kanal, strateji belirlemek ve uygulamak kadar reklamlarımızın etkisini ölçebilmek ve bir sonraki aksiyonumuzu belirlemek önemlidir. 
Reklamların ölçümlenmesi için temelde iki ölçüt vardır: İletişim ve satış etkisi. Reklamın iletişim etkisini ölçerken genel olarak reklamın hedef kitleye ulaşıp ulaşmadığına bakılır. Reklamı izleyen, dinleyen, okuyan kişi sayısı gibi veriler reklamın iletişim etkinliğine dahildir. Reklamın başarılı olup olmadığını ölçerken kampanya öncesinde ve sonrasında elde edilen veriler karşılaştırılır.
image
Reklamın satışa etkisini ölçmekse çok daha zordur. Bu zorluğun nedeni bir ürün veya hizmetin satışını etkileyen faktörlerin çok farklı olmasıdır. En sık başvurulan yöntem karşılaştırma yöntemidir. Burada önceki reklam kampanyasında harcanan bütçe ve satış rakamları ile mevcut kampanya bütçesi ve sonucunda ölçülen satış rakamları karşılaştırılır. Bu şekilde kampanya dönemi öncesi yoğun olarak verdiğimiz reklamları bir önceki dönemde verilen reklamlar ve sonuçlarıyla (tercih edilme oranıyla) karşılaştırabiliriz. Online kanallarda ise verdiğimiz reklamları ölçümlemek daha kolaydır.
Google Analytics sayesinde web reklamlarımıza kaç kişi tıklamış, tklayanların kaçı form doldurmuş, ziyaretçiler sitede kaç dakika kalmış gibi verileri detaylı olarak görebiliriz. Facebook Insight verileri de aynı şekilde sayfamıza kaç beğeni gelmiş, hangi şehirlerden daha fazla beğeni, yorum, paylaşım alınmış gibi verileri ölçerek etkileşim sayısını detaylı olarak verir. Bu sayede verdiğimiz bütçelere karşılık hangi mecranın daha etkili olduğunu ölçümleyerek bir sonraki kampanya döneminde mecralara ayrılan bütçeleri belirleyebiliriz.
Özetle bir reklam yöneticisi olarak reklam stratejimizi belirlerken öncelikle hedef kitleyi ve amaçları belirlemeli, bu hedefe / amaca uygun mecraları seçmeli, iletişim tonumuzu belirlemeli, amaç, hedef kitle ve iletişim tonu doğrultusunda reklam planımızı belirlemeli ve uygulamalı, son olaraksa, reklamlarımızın kimlere, hangi kanallardan, hangi etkiyle ulaştığını gösterecek ölçümleme araçlarını kullanarak sonraki dönemlere ait stratejimizi oluşturmalıyız. Bu sayede hem online hem de offline mecralarda akılda kalan, amacına ulaşan reklam ve kampanyalara imza atabiliriz. 
Şimdi reklamlar… 
Continue Reading…

Karar vermenin mantığı

İnsanlara boş zamanlarında neler yapmaktan hoşlandıkları sorulduğunda alınan yanıtlar genellikle kitap okumak, yüzmek veya fotoğraf çekmek olur. Az sayıdaki azınlık dışında bunların birçoğumuz için gerçekten alışkanlık olmadığını, ancak bir ‘’temenni’’ olabileceğini biliriz. Gerçekte öyle olmadığı halde bizi düşünmeden hazır yanıtlar vermeye iten şey nedir? Zihnimizin alışkanlıkları mı, soruyu soranı memnun etmek için uygun yanıtlar verme ihtiyacı mı? Yoksa daha farklı nedenler mi? 
Yeni bir ürün yaratmak 
Yeni bir ürün veya hizmetin pazarlama stratejisi oluşturulurken birçok faktör göz önünde bulundurulur. Bunun nedeni ürün veya hizmetin öngörülen hedef kitleye maksimum düzeyde ulaşması ve hedef kitlenin satın alma kararlarını istenen yönde etkilemeye çalışmamızdır. Bunun yanı sıra ürün veya hizmetin öngörülmeyen segmentler ile birlikte çok daha geniş bir kitlenin satın alma potansiyeli de her zaman vardır. Önceleri klasik 4P anlayışıyla ürün veya hizmet üretilir, fiyatlandırılır, dağıtımı yapılır ve pazarda tutunması için reklam, tanıtım, promosyon gibi çeşitli çalışmalar gerçekleştirilirdi. Günümüzde de bu yöntem genel hatlarıyla devam ediyor ve başarılı bir şekilde kurgulandığında hedeflere ulaşmada halen çok etkili olduğu biliniyor. 
Ancak günümüz dünyasında ürün ve hizmetlerin çok sayıda ve çeşitli olması bunlar arasından sıyrılarak tüketicinin tercih ettiği marka olmayı gitgide zorlaştırıyor. Buna bir de telefonlar, sosyal medya ve diğer kanallardan sürekli akan mesajları eklediğimizde ilgi ve dikkati üzerine çekmek daha da zor hale geliyor. Böyle bir ortamda markaların ‘’kestirme’’ yoldan tüketicilerin algısına ulaşmak için gitgidedaha fazla başvurdukları bilinçaltı pazarlama bir çıkış noktası olabilir mi? Bu konuda yazılmış en iyi kitaplardan biri olan Buyology’de Martin Lindstrom gerçek deneklerle yaptığı testlerle satın alma kararlarımızı etkileyen -ve çoğu zaman farkında olmadığımız- mesajlara nasıl tepki verdiğimizi ölçerek satın alma kararlarımızı nasıl aldığımızı farklı bir yöntemle izliyor. 

Planlamanın 3 adımı 
Yeni bir ürün veya hizmetin pazarlama stratejisini oluştururken öncelikle hedef kitlemizi tanımaya çalışırız. Bu insanlar nerededir, neler yapar, nelerden hoşlanır hatta nasıl düşünür? Yaptığımız gözlemler ve araştırmalarla, belki geçmişte benzer ürün ve hizmetlerin sonuçlarını da göz önünde bulundurarak genel bir strateji ve yol haritası belirleriz. Sonrasında ise uygulama sırasında her aşama bize bir sonraki adımı yeniden planlamak için fırsat verecektir. Bu fırsatları iyi değerlendirip sürekli değişen koşulları göz önünde bulundurarak bir sonraki adımı atmak bizi farklılaştıran şeydir. 

Planlama, üretim, fiyatlandırma, dağıtım ve tutundurma çalışmaları da tamamlandıktan sonra artık ürün veya hizmetin piyasada geldiği nokta sürekli izlenerek yeni aşamalar planlanır. İşte tam burada devreye girmesi gereken en önemli yöntemlerden biri neuromarketing yani bilinçaltı pazarlama. Bu yöntemlerini kullanarak ürünün üzerinde kullanılan renk ve desenlerden marketlerde raflara yerleştirme şekline ve sırasına kadar belli başlı değişiklikler yaparak mevcut ve potansiyel müşterilerimizin algısını yönetebiliriz. 
TV, gazete ve diğer mecralarda kullanılan reklam yüzlerini anımsayın. Reklamlarda karakterlerin daima mutlu, özgüveni yüksek görünmesinin nedeni tüketicilerin bilinçaltına, ‘’Bu ürünü kullanırsan sen de mutlu olursun’’ mesajını vermektir. Örneğin 11880 gibi bilinmeyen numaralar servislerinin reklamları birçok kişi tarafından beğenilmese de reklamda verilen ve sürekli tekrar edilen mesajlar zihnin tekrarları daha çabuk öğrenme özelliği sayesinde aklımıza iyice yerleşti. Amacına ulaşmadığını kim söyleyebilir? 
Karar almak ama nasıl? 
Sanılanın aksine birçok insan rasyonel düşünmez. Rasyonel olarak alınmış gibi görünen birçok kararımızın altında psikolojik ve duygusal süreçler yatar. Bunun sonucu olarak tercih edilen taraf olmak için insanların rasyonel olmayan taraflarına yani duygu ve hislerine hitap edebilmemiz hayati önem taşır.
En akılcı görünen kararları alırken bile temelde rasyonel olmayan, duygulara dayalı bir süreç işler. Duygulara hitap edecek ve 5 duyumuzu harekete geçirebilecek mesajlar genellikle tam tersi olanlara kıyasla daha başarılı olur. Örneğin Coca Cola’nın kapak açma sesi, Ramazan ayında kullanılan geleneksel aile figürleri, Türk kültürünü yansıtan müziklerin her biri bilinçaltımızda hedeflenen algıyı –Ramazan’ın tadı Coca Cola’yla çıkar- yaratmak için kullanılan mesajlardır. 

Bütün bu süreçlerde yaptığımız şeyin özünde olan şey ise ‘iletişim’. Kısa ve uzun vadeli hedeflerimize ulaşmak için nasıl iletişim kurabiliriz? Mevcut ve potansiyel müşterilerimizin beklentileri neler? Nasıl düşünürler, nelerden hoşlanırlar? Neden bizi veya bir başka markayı tercih ederler? İşe tüm bu soruları sormakla başlamak bizi doğru adımları atmaya yönlendirecektir. Çocuk felci aşısını bulan Amerikalı Doktor Jones Salk’ın da dediği gibi: ‘’Doğru soruları sorarsak, belki de cevapları icat etmemize gerek kalmayabilir’’
Continue Reading…

12 Şubat 2017 Pazar

Alexa Düşürme Yöntemleri

Merhaba arkadaşlar ben ilhan, bugünkü yazımda Alexa kolayca düşürme konusunda size birkaç bildiğim ipuçlarını vereceğim.  Hemen lafı uzatmadan bu yöntemlerimize geçiş yapalım.
1- Alexa Toolbar
Format atar atmaz yaptığım ilk şeylerden biri. Google chrome yi kurar kurmaz hemen Alexa Toolbar‘ı Chrome eklentisini kurmak oluyor. Önemi varmı? Tabii var ve size oldukça kolaylıkda sağlıyor. Hemen sağ üst köşeden hangi siteye girerseniz girin tıklayıp sitenin alexa sıralamasına bakabiliyorsunuz. Bana göre Alexa toolbar 1.sırada en önemli Alexa düşürme yollarından birisidir. Okurlarınızında Alexa Toolbar kullanması önemli olduğundan sabit tanıdık okurlarınız var ise Alexa toolbar kullanmalarını rica edin.

2- Alexa Widget 
Benimde blogumda sağ slider da gördüğünüz gibi sayaçlarımın yanında Alexa Widget yer alıyor. Alexa Widget siteye her girilişde Alexa ya bildirim gönderir bu sayede siteniz diğer sitelere göre daha ön adımda olacaktır.
3-Yoruma Teşfik
3. sırada yer alan kullanıcıları yorum yapmaya teşfik etmek. Buda benim için en önemli Alexa düşürme yollarından biri. Oldukça fazla kullanmaya çalışıyorum. Sitemde zaten bunun örneklerini görebilirsiniz. Kullanıcıları yorum yapmaya teşfik etmek Alexa düşürmeye nasıl yardımcı olur? derseniz hemen açıklayım. Hem google hem alexa tarafından oldukça önemli ne kadar sık yazı yazmakta buna benzer bir örnek fakat çok sık yazı yazamayıp sitenizi çok sık güncelleyemiyorsanız yorumlama sistemi bu durumda devreye giriyor ve sitenize yazı yazmasanız da sitenizi güncel tutmayı sağlıyor.
4- Lokasyon
Lokasyon’ da önemli bilgilerden biri. Türkçe bir site hazırlıyorsanız mutlaka TR lokasyon bir sunucuda barının. Backlinklerinizi buna göre alın.
5- Average – Toolbar Hız Seviyesi
Alexa Toolbar’ da bulunan sitenizin hızını gösterdiği kısımda sitenizin hızlı seviyesine ulaşmasını sağlayın.
6 – Sitenizi güncel tutun
Yorumlar dışında sitenize sürekli güncel tutmak özellikle aynı saatler aralığında yazı girmek sitenizi bir düzene ve bir otoriteye sahip olmasını sağlayacaktır.
Continue Reading…

Adhood YouCan hizmeti ile para kazanmak

Adhood çoğunuzunda bildiği üzere Google Adsanse tarzı tıklama üzerine kurulu bir reklam firmasıdır.  Daha önceden hiç adhood kullanmamıştım, yorumları ortalama birkaç kanıtlı resimde gördüm hoşuma gitti ve üye olayım derken adhood youcan diye bir kısım gördüm. Biraz bakındım şöyle böyle derken Adhood youcan ile kolay şekilde para kazanılabilir olduğunu düşünmeye başladım. Şuanda bende fikir üretip linki tıklattırma yolları içerisindeyim. Hemen neymiş bu youcan nasıl yapılırmış anlatıma geçelim.
Adhood YouCan tıklanmasını ziyaret edilmesini isteyen reklam verenler bu hizmet ile sitelerine hit sağlayabilecekler. Örneğin blogunuzdaki bir yazının okunmasını veya daha çok kişinin görmesini istiyorsunuz youcan ile reklam vererek yayabiliyorsunuz. Veya youtube de videonuz var bu videonun izlenme sayısının artmasını istiyorsunuz youcan ile buda mümkün.
Adhood’a üye olduktan sonra panelimizde sol tarafta youcan tıklayıp youcan kampanyalarına tıklayalım.
Daha sonra gördüğünüz kampanyalardan birine tıklarak kampanya üyeliğini aktif et butonuna basalım. Butona basınca ycnt.in/…. diye bir url verecek. İşte bu url yi başka insanlara tıklatarak kazanacağız.
Şuan bende deneme aşamasındayım. Fikirlerimi sizlerle ilerliyen zamanlarda paylaşacağım. Kampanya linklerinizi bu yazı altına yorum atarsanız birbirimizin linklerine tıklayarak kazanabiliriz.
Continue Reading…

İnstagram takipçi arttırma yolları

Aylık 200 milyon tekil ziyaretçiye sahip instagram’ı kullanmayan sayısı oldukça az. İnstagram üzerinden ticaretinde son zamanlarda canlandığını görebiliriz. Peki instagram’da nasıl takipçi kazanırız ve hesabımızı popüler bir hesaba dönüştürebiliriz bunu anlatıcam.

1- Paylaşıma uygun Hashtag

Paylaşım yaparken daha çok kişi görsün daha çok kişi gelir daha çok beğenilsin diye bol keseden tag kullanırsanız ilk zamanda takipçi olarak faydasını görsenizde ileri zamanlarda bu takip edenlerin %90′ ı takipten vazgeçeceklerdir. Yaptığınız paylaşıma uygun ve yeterli sayıda tag kullanarak kalıcı takipçiler kazanabilirsiniz.

2- Uygun Filtre

Resimlerinize uygun filtreler kullanmanın önemi büyük. Resimlerinizin daha hoş gözünmesini sağlayan filtreler resme ve mekana göre değişiklik gösterir bu yüzden uygun filtre seçimi önemlidir.

3- Düzenli resim paylaşımı

En önemli madde diyebiliriz bu konuya, düzenli paylaşım instagram’ da takipçi arttırmanızın en önemli kuralıdır. Takipçileriniz mümkünse belirli saatlerde paylaşım yaparak kalıcı takipçiler elde edebilir ve takipçilerinizin o saatlerde profilinize bakmalarını sağlıyabilirsiniz.
Continue Reading…

Protein Tozu Hakkında Bilgiler

Fitness yapan sporcuların bildiği gibi toplumumuzda protein tozu için çok yalnış düşüncelere sahip. İyi bir vücuda sahip olan kişinin, protein tozu içtiği, kullandığı öğrenildiği zaman insanlar “protein tozu kullanmış o” veya “protein tozuyla yapmış” diye konuşmalara şahit oldum. Bu sporla ilgilenmeyen kişisel bile hiçbir fikri olmadan kulaktan dolma laflar ile bunları diyebilmekte. Eğer spora yeni başlamış güzel devam ediyor ve protein tozu kullanmaya başladığınızda bu tarz sözler duyarsanız siz hiç moralinizi bozmayın.


Lafla peynir gemisi yürümüyor!

“Protein tozu kullansam bende yaparım.” lafıda toplumumuzda biz Türkler tarafından oldukça sık kullanılmakta. Be kardeşim yap sende o zaman sana yapma diyen mi var. Kullan sende protein tozu yap sporunu. Sadece protein tozu ile bir yere varamazsınız, ağırlığın altına girmek yürek ister. Ben protein tozu içtim artık kas yapacağım diyerek olmuyor. Fedakarlık etmelisin hayatından, zamanından, eğlencenden, yemeğinden ki yapabilesin.

Protein Tozunu Kimler Kullanmalı? – Ne zaman başlamalı?

Protein tozu daha çok yoğun spor yapan ve sürekli anında hızlı şekilde yemek hazırlayamayan sporcular içindir. Zamandan kar elde etmek için kullanılır.
Protein tozu’ nu vücut geliştirme sporu ile ilgilenen sporcular kullanmalıdır. Vücut geliştirmeye yeni başlamış acemiler için protein tozu uygun değildir. Spora başladıktan en az 4 5 ay geçtikten sonra protein tozu kullanımı önerilir. Fitness Salonların da hocalara danışabilirsiniz fakat protein tozu veya diğer suplementler den satıyorsa para için satmaya çalışacaktır. Dediğim gibi 4 5 ay olmadan protein tozu kullanımına başlamayın.

Protein Tozu Nasıl kullanılır?

Spora girmeden 1 saat önce ve spordan sonra hemen içilebilir. Protein tozunun ölçek kısmı kutunun ambalajın yanında bilgilendirme büyük ihtimal olacaktır kendinize göre ayarlıyabilirsiniz. Shaker ımıza yeterli miktarda süt ve protein tozunu katarak iyice çalkalayalım. Shaker ın süzgecinden iyice geçen toz ve süt iyice karışasıya kadar salladıktan sonra içebiliriz. Su ile de içilebilir fakat tadı kötü olacağı için süt öneririz.
Continue Reading…

10 Şubat 2017 Cuma

1 euro vps satın almak

Sizde 1 euro fiyatına vps satın almak isterseniz yeni bir firma buldum. Türkiyede malesef hostingler yeterince verimli değil ve pahalıda .Eğer vps alıp üzerine kurulum yapmazsanız çok bir performans beklemeyin. Bunun yanında vps kullanmanın çok avantajı olsada öğrenene kadar size biraz yoracaktır. Aslında herşey kolay komutlar hazır fakat nedense internette düzgün bir kaynak kütüphane yok. Herşeyi videolu anlatıcak felan güzelce.

Sitemizi ziyaret etmek için adres bu: arubacloud.com


Continue Reading…

8 Şubat 2017 Çarşamba

Cilt İçin Elma Sirkesinin Faydaları

Cildinizde yer alabilecek, akne, akne lekesi, siğil veya kepeklerin tamamına çözüm olabilecek ürün, elma sirkesidir. Bitkisel olarak karşımıza çıkan ve vücudun çoğu alanında kullanılsa bile, cilt için ayrı bir albenisi ve faydası olan elma sirkesi, yüzyıllardır kullanılan şifa kaynağıdır. Sirkelerin uzun yıllardır hatta asırlardır kullanıldığı biliyoruz. Antik Yunan Hekimlerinin bile, bazı rahatsızlıklar için reçeteye elma sirkesi yazdığı bilinmektedir. Geleneksel olarak karşımıza çıkan elma suyu, ahşap fıçılara basılan elmaların fermantasyonuyla birlikte yapılır. Bu elma sirkesi, fosfor, potasyum, silikon, demir, bakır, kükürt gibi birçok yararlı maddeyi de içerisinde barındırmaktadır. Ayrıca B ve C vitamini de barındırmaktadır.
En büyük cilt dostu olan elma sirkesi, birçok cilt sorununa önlem olarak kullanılabilir. Bunlara örnek verecek olursak, güneş yanığına, siğil, selülit, böcek ısırıkları, yaşlılık lekeler, akneler ve kepekler içinde oldukça önemli rol oynamaktadır.
İnsan cildindeki doğal asidik olmasının sonucu olarak, ciltteki aknelerin doğması gayet normaldir. Asidik olmasının verdiği etkiyle de, elma sirkesinin, cildin pH değerini koruyacağı ve düzene sokacağını söyleyebiliriz. pH değerinin düzene sokulması sonucunda da, aknelerden daha az etkileneceksiniz. Bunun yanı sıra, temizlikte de kullanabileceğiniz elma sirkesi, anti-bakteriyel yanından da faydalanabileceksiniz. Bunun anlamı ise, bakterileri cildinizden uzaklaştırıp, sizi koruyacaktır.
Cildinizde elma suyu ile sonuç olmak için yapmanız gereken, yarı yarıya ayarlayacağınız su ve elma sirkesi karışımını pamukla birlikte, cildinize uygulayıp, daha sonra 5 10 dakikalık bekledikten sonra durulayabilirsiniz. Bunu 1 ay boyunca uygulamanız, size ciddi olarak yarar sağlayacaktır.
Continue Reading…

+40 Nerenin Kodu – Telefon Dolandırıcıları

Tüm dünya’da cep telefonlarının kullanımının artmasıyla yeni yeni dolandırıcılık yöntemleri icat olmaya başladı. Telefon dolandırıcılığı modern çağın en kolay dolandırılma yöntemlerinden biri olarak adlandırılıyor. Size çağrı bırakan kişiler sizin geri o telefon numarasına geri dönüş yapmanızla beraber hep para kazanıyor hemde düzgün olmayan yarı Türkçe dilleri ile sizden para talep ediyorlar. Eğer sizin telefonunuza da +40 alan kodu ile bir telefon numarası çağrı bırakıp aradıysa kesinlikle bu numaraya dönüş yapmayın. Eğer orada bir tanıdığınız yoksa silin gitsin. Çünkü bu alan kodu Romanya ülkesine ait. Buradaki telefon dolandırıcılık şebekeleri Türk erkeğinin zaaflarından faydalanıp onlardan para koparmaya çalışıyor.
+40 +407 Nerenin Hangi Ülkenin Kodu Başlayan Numaralar ile Dolandırıcılık
Genellikle rastgele numaralara çağrı bırakıyorlar. Bu çağrıları merak eden insanlar gördüklerinde geri arıyor ve karşılarına bir bayanın sesi çıkıyor. Telefondaki bayan Romanya’da yaşadığını söylüyor ve Türkiye’ye gelmek istediğinden bahsediyor. Bir Türk erkeği ile beraber olup evlenmek veya diğer şekilde ilişki yaşamak istediğini belirtiyor. Bunun için pasaport vize ve uçak yani yolculuk parasının bu kadar olduğunu söylüyor ve banka aracılığı ile bu parayı karşı taraftan transfer etmesini istiyor. Eğer kişi bu tuzağa düşüp parayı gönderirse üzerine bir bardak su içmesinde fayda var. Çünkü aradıklarında bir daha bu numaraya ulaşamıyorlar. Telefonlar karşı aramalara kapatılıyor veya o numara engelleniyor. Ki ulaşılsa bile iş işten geçmiş oluyor parayı geri transfer etmiyorlar. Şikayetinizde pek bir işe yaramaz kendi isteğiniz ile gönderiyorsunuz ve yabancı bir ülke pek bir şansınız yok hak arama konusunda. Son olarak Bulgaristan gibi yerlerden gelen çağrılar vardı. Yeni ülkemiz Romanya oldu. Bunlara dikkat edelim ve kanmayalım çevremizdeki insanları da uyaralım. Telefondan para talep eden kim olursa olsun dolandırıcı olduğunu unutmayın.
Continue Reading…

Avea Gizli Arama Nasıl Yapılır

Günümüzde cep telefonları oldukça sık kullanılmaktadır. Operatör sağlayıcıları da kullanıcıları için çeşitli hizmetler sunmaktadır. Örneğin birini aramak istiyorsunuz ama sizin numaranızı görmemesini istiyorsunuz. Yani sizi geri arayabilme imkanı olmaması için gizli şekilde özel numara denilen biçimde görünmesini istiyorsunuz. Aslında bir çok telefonda bu özellik ayarlar kısmında kendiliğinden var ama bunun olmadığı veya daha kısa şekilde çözmek isteyen kullanıcılar operatörlerin verdikleri kodlar ile de bunu yapabilir.

Yapmanız gerekenleri size kısaca anlatalım. Bunu yapmak için arayacağınız kişinin numarasını aklınızda tutun yada bir yere not edin. Numara çevirme kısmına gelerek ilk önce #31# yazın ve daha sonra aramak istediğiniz numarayı yazın. Bu şekilde karşıdaki kişi sizin aradığınız numarayı görmeyecek gizli şekilde olacaktır. Fakat karşıdaki kişi telefonunu gizli aramalara kapattıysa bu işlem gerçekleşmeyecek ve sistem size gizli aramalara kapalıdır diye bildirimde bulunacaktır. Bu işlemi başkalarını rahatsız etmek için kullanmamanızda fayda var.
Continue Reading…

+30 lu Numara Nerenin Alan Kodu Hangi Ülke

Biraz önce +30 698 0515594 numarasından bir çağrı aldım. Hemen çaldı kapattı. Tabi ki bunun ilk anda yurt dışından arayan dolandırıcı kadınlardan birisinin numarası olduğunu anladım. Malum +359’lu Bulgaristan numaralarından tecrübeliyiz ve bir çok medya da bununla ilgili haber yapıldı. Ama bu yeni bir ülkenin alan kodu. Artık Yunanistan’a da Türk’lerin kandığı yayıldı demek ki onlarda bu işe başlamış. +30 ile başlayan numaralar Yunanistan’dan gelen çağrılardır. Oradan yarı türkçesiyle sizi arayıp zor durumda olduğunu Türkiye’ye gelmek istediğini söyleyen kadınlar yüksek miktarlarda para isterler 1000$ 2000€ gönderenlerin olduğunu görmüştük televizyonlarda ve internete yazdığı yorumlarda.

Bu telefonlardan gelen cevapsız çağrılara geri dönüş yapmayınız. Tamamen kendileri dolandırıcılardır. Hem fatura olarak yüklü miktarda fatura gelir hemde bunlara kanıp para gönderirseniz sizin ağzınız yanar. Eğer size de bu tarz numaralardan çağrılar geliyor ise yorum bölümünden bizle paylaşın diğer insanlarda konu hakkında bilgilenmiş ve dolandırılmamış olur.
Continue Reading…

İsmail Küçükkaya Fox Tv Çalar Saat İletişim Bilgileri

Fox Tv ekranlarında hafta içi her sabah ekranlara gelen İsmail Küçükkaya ile Çalar Saat programı herkes tarafından çok sevildi. İlk olarak Fatih Portakal’ın başlattığı akımı İrfan Değirmenci devam ettirmişti. En son olarak görevi kendisi devraldı. Kendisi Kütahya Simav’lı olup çok kaliteli ve iyi yürekli bir insandır. Sabahları 7:00’te başlayan haber programı saat 10:00’da sona eriyor. İzleyicilerden gelen mesajları ve mailleri ve twitleride tek tek okumaya çalışıyor. Bu yüzden izleyici çok samimi ve sıcakkanlı bir ortam içinde buluveriyor kendini. Sizde yorumunuzu ve sorunlarınızı programa ileterek sesinizi duyurabilirsiniz.
Twitter Adresi ve Mail Adresi
Mail Adresi: calarsaat@fox.com.tr adresinden mail atabilirsiniz.
Twitter Adresi: twitter.com/KucukkayaIsmail ‘den mention atabilirsiniz.
Farklı hesaplardan aynı mesajı atmanız okunma olasılığını artıracaktır.
Görüşlerinizi yorum kısmından bize bildirebilirsiniz.
Continue Reading…

Duvar ve Tavanlardaki Küf Nasıl Temizlenir ?

Duvarlarınızda  ve tavanlarınızda anlayamadığınız küflenmeler , lekeler mi var , o halde bu yazıyı dikkatle okumalısınız. Kış gelince yağan yağmurlar ve soğuk havanın da etkisi ile evinizin duvarları tavanlarında nemlenme , su sızıntısı ile birlikte küçük küçük siyah lekeler olur . Bu lekeler giderek çoğalmaya başlar. Boya badana ettiğiniz eviniz de küf kokusu ve rutubet oluşmaya başlar. O yüzden öncelikle binanız ısı yalıtımı yapılmalı. Su girintisi olan tavanlar onarılmalı. Yalıtım yoksa bina eski ise bunlar kaçınılmaz ama onarılmaz bir durum değildir. Küfe müdahale etmezseniz o zaman küf giderek içindeki bakteriler ile yayılmaya başlar.

Küfün mantarın önlenmesi için heme harekete geçmelisiniz. Zararlı bakterileri yok etmekle küf oluşumunu geçici olarak durdurabilirsiniz. Küfün oluştuğu alanları mutlaka havalandırmalısınız. Küf gidericiler kullanmalısınız. Evin her hangi bir yerinde artık yemekler bırakmayın. Küf öldürücü dezenfektanlar kullanabilirsiniz. Küfün başlangıç aşamasında ise küfü kuru bezle temizledikten sonra çamaşır sulu bezle silebilirsiniz. Küf çok fazla ise boş bir sprey kutusu içine çamaşır suyu ve normal suyu doldurun. ve direk duvarın üzerine sıkın. Camlarınızı açın. Çamaşır suyu kokusuna maruz kalmayın. Küf gittikten sonra kuru bezle silebilirsiniz. Çamaşır suyu yerine sirke ile de aynı işlemi yapabilirsiniz. Duvarın boyası zarara uğradıysa duvardaki çatlaklar macunla kapatabilir. üzerine astar sürebilir sonra boya ile kapatıp. Uzun süre küften kurtulabilirsiniz. Rutibet ,küf ve nemler insan sağlığı için çok zararlıdır. O yüzden binanızı ısı yalıtımı yaptırmalısınız. İnsan sağlığı her şey den önemlidir. Eviniz bol bol havalandırın.
Continue Reading…

Stresten Korunmak İçin Yapılması Gerekenler

21 Yüzyılı veya yüzyıllar öncesinden gelen stres , yaşamımızı kimi zaman çekilmez hale getirse de onunla yaşamayı öğrenmeli ve stresten korunmak için yapmamız gerekenleri kısaca anlatalım;
Stres yapmamız gereken ama yapmak istemediğim durumdur. Strese neden olan faktörü ortadan kaldırmak için üzerine gitmeliyiz. Spor yapmak ve spor dalı ile uğraşmak endorfin hormonun salınımına sebep olduğu için yaşamımızda olması gereken olamazsa olmazlardandır. Spor yapmak hayata olumlu bakmamızı sağlayacaktır. Yeşil çay içmek Fizyolojik ve psikolojik olarak kişiyi rahatlatmaktadır. Nefes eksersizleri yapmak kişiyi oldukça rahatlamaktadır. Derin nefes alın ve verin bunu düzenli olarak yaptığınız da rahatladığınızı göreceksiniz. Boyun bölgenize sıcak kompres yapın. Omuzlarınıza da aynı uygulamayı yapın. Sizi güldürecek sinema , tiyatro izleyin. Bebek ve çocukları sevin. Dua edin. Dua etmek ruhunuzu dinlettireceğini gibi sizi de rahatlamaktır. Yazı yazın. Sizi üzen ne varsa onları bir ajandaya yazın ve karşısına sizi mutlu edecek olan güzellikleri yazın. Doğa da yürüyün. Hobi edinin. Müzik dinleyin. Müzeleri gezin. Bunlar sizi rahatlamaktır.
Continue Reading…

Kırmızı et, Dana, Kuzu etinin vücuda yararları

İnsan oğlu hem et obur hem de ot obur , düşünebilen tek varlıktır. Kırmızı et insan oğlunun tüketmesi gereken çok önemli bir besin kaynağıdır. İnsanlar da fazla miktarda üşüme , saç dökülmesi gibi bir çok belirti varsa büyük bir ihtimalle demir eksikliğindendir. İşte tam da bu sırada et bize bu konu da yardımcı olan önemli bir B vitaminidir. İçinde büyük miktarda demir yer almaktadır. Beslenme yetersizliklerinin önünde geçmektedir. Erkekler günde 55 gr kadınlar ise 45 gr kırmızı et tüketmelidir. Hayvansal proteinin %75 , bitkisel proteinin %50  sinden faydalanmakta yarar vardır.

En büyük kan yapma kaynağıdır. Obeziteyi önlemekte vücudu güçlü tutmaktadır. Sinir hücrelerini tamir eden vitaminleri bünyesinde barındırır. Kırımız etin yanında mutlaka yeşillikte yemelisiniz ki , demiri daha kolay ve rahat kullanırsınız. Kırmızı et saça ve tırnaklara , cilde iyi gelmektedir. Kırmızı et sperm üretimini de arttırmaktadır. Kırmızı et belli ölçüde tüketilmesi gereken insanın ve hayvanları yemesi gerekli temel gıdalardır. Dengeli ve sağlıklı beslenme için kırmızı et tüketimi şarttır. Tarihten bu yana bir çok faydası olan besin kaynağıdır.
Continue Reading…

Saç Dökülmesini Önlemek için Yapılması gerekenler

Saçlar kişiyi gösteren en güzel unsurlardan biridir. Saçlarımızı uzatmak yetmez onlara yeterli ilgi ve alakayı göstermezsek gücünü ve canlılığını yitirir. Saç dökülmesinin pek çok sebebi olabilir. Bunların başında doğru bildiğimiz yanlışlar gelebilir. Saç dökülmesi sebepleri;

Öncelikle doktora gitmekte fayda vardır. Aldığınız veya kullandığınız bir şeylerden olabilir. Saçı her gün yıkamak saç üzerindeki doğal yağ tabakasını ortadan kaldırarak saçınızın kurumasına neden olabilir. Her gün yıkamak yerine aralıklarla saçınızı yıkamalısınız. Saçın doğal kendi yağı ile beslenmesi gerekmektedir. Kullandığınız şampuanı her ay değiştirmeniz sizin için faydalı olacaktır. Beslenme düzensizliği saç dökülmesine sebep olmaktadır. Dengeli ve düzenli beslenmelisiniz. Saçınıza fayda sağlayacak protein ve demir bakımından zengin gıdalar seçmelisiniz.  Saçlarınızı kurutma makinesi ile kurutmak yerine havlu ile doğal yöntemlerle kurutmalısınız. Saçınızı sıcak su ile yıkamak yerine ılık su ile yıkayın.

Havuza giriyorsanız o da saçları kurutmaktadır. Saçınıza zeytin yağı ve Hindistan ceviz yağı ile masaj yapmanız saç derinizdeki kılcal damarları güçlendirerek saçın daha güçlü olmasını sağlarken saçınıza parlaklık vermektedir. Saça kınaya yakmak, biberiye , ıspanak saçı güçlendirerek kopmaları ve kırılmaları önleyerek saçın daha sağlıklı uzamasını sağlamaktadır. Mevsim geçişleri dönemlerinde de saç dökülmesi olmaktadır.  Kullandığınız taraklar at kılından olmalı saçı yolan plastik uçlu taraklardan uzak durun. Beş parmak tarak olarak adlanan perma tarağı kullanın.
Continue Reading…

Bir Yolcu Uçağı Ne Kadar Yakıt Harcar?

Hayatımızı kolaylaştırıp, uzakları yakın yapan uçakların nasıl çalışıp, nasıl bizlere hizmet ettiğini merak etmişsinizdir. Artık arada kaç bin km olursa olsun, uçakla bu mesafeyi birkaç saate indirgeyebilir, bunun yanı sıra, daha güvenli yolculuklarla yapabilirsiniz. Türkiye içerisi için, bir noktadan bir noktaya en geç 3 saat içerisinde varmanız demek, oldukça büyük bir olanaktır. Çünkü kendi otomobiliniz veya yolcu otobüsleriyle bahsi geçen bu yolun 24 saatlere kadar uzadığı söyleyebiliriz.

Yolcu uçakları, oldukça yüksek performansla çalışan makinelerdir. Bir uçakta yer alan yakıt deposunun hacmine baktığımız zaman, uçağın gidebileceği maksimum mesafe hesaplanıp, o kadar götürebilecek şekilde tasarlanmıştır. Örnek vermek gerekirse, en fazla kullanılan yolcu uçaklarından olan Boeing 747 ile 737 arasındaki depo kapasitesi farkı oldukça yüksektir. Boeing 747-400 tipinde olan bir yolcu uçağının deposu 216,840 litreye kadar çıkarken, Boeing 737-400 biçimdeki uçağın depo kapasitesi yalnızca 26,170 litredir. 747 modelli Boeing uçağı, oldukça uzun mesafeler için tasarlanmış bir jet iken, 737 modelli uçak ise, daha kısa mesafelere gitmek için tasarlanmıştır. Motor gücü ve sayısı, uçağın tükettiği yakıtla doğru orantılıdır. Baktığımız zaman, 747’de 4 adet motor bulunurken, 737 de 2 adet motor bulunmaktadır. Bu motorlar, uçağın yükünü eşit olarak paylaşıp, taşımaktadırlar.

Boeing 747 uçağı, harekete geçtikten sonraki her saniyede 4 litre yakıta ihtiyaç duyar. Ancak 737 1.2 litre ile daha az yakıt tüketmektedir. Bunun anlamı ise, Boeing 747, 150.000 litre yakıt ile 13.000 km yol gidebilir.
Continue Reading…

Apple Yeni Ürünler

Apple pahalı bir marka olmasına rağmen kaliteli bir marka bildiğiniz gibi. Her türlü hız, teknolojik gelişmişlik, konfor , kalite, Apple’da mevcut. Yeni yeni ürünleri piyasaya sunma peşinde. Giyilebilir teknolojide teknoloji öncüsü. Akıllı yüzük çıkarmak üzere. İring adına bu teknolojinin adı. Yüzük boyutunda teknoloji. iPhone, iPad ve Apple Tv gibi cihazlarda kumanda görevi görecek.
Elektrikli araç çıkarmayı planlıyor. Benzinsiz. Adı icar olacak. Apple car da olabilir. Lüks ve konforlu bir araç olacakmış. Elektrikli araç olması dışında akıllı olacak. Geleceğin aracı yolda. Araç bulma sistemi. Apple car play. Saat gibi takılıp aracınızı istediğiniz yerden kontrol etme imkanına sahip olacaksınız.
Sesli mesaj sistemi sayesinde metinleri yazmak yerine konuşarak hızlı bir şekilde hem yazıl hem de sesli olarak mesajları gönderebileceğiz. Bu iş yaşamı için süper gelişme olsa gerek. Yazı yazmayı bilmeyen, kör insanlar, sakat insanlar , için süper bir icat.
Yürürken mesajlaşma en çok yaptığımız hatalardan biri yapmamız gereken. Apple’ın teknolojisini ekrana yüklemek. Elektronik parçaları suya dayanıklı hale getirecek projeler peşinde. Uzun ömürlü batarya yapacak. Oksijen ve hidrojen kullanarak üreteceği bataryalar haftalar aylarca batarya bitiminin önündeki engelleri kaldıracak.
Continue Reading…

Besinlerle göz rengi değişimi

İki ay boyunca dengeli ve düzenli beslenirseniz göz renginiz değişebilir. Gözlerimiz aldığımız gıdalara göre renk değişikliğine neden olabiliyor. Göz rengini değiştiren gıdalar neler birlikte bakalım;

 Ay ışığı üzümü çayı gözde farklı bir ton oluşturmakta ve göz kaslarını rahatlatmaktadır. Ayı üzümü çayı antiseptik etkisi de bulunmaktadır. İdrar yolu enfeksiyonlarına da iyi gelmektedir. Düzenli bir şekilde bal tüketimi gözde açık tonlara sebep olurken. Aynı zaman da bağışıklık sistemini güçlendirmektedir. Bal aynı zaman da reflüye iyi gelmektedir. 

Ispanak tüketimi gözlerin daha sağlıklı daha parlak ve genç gösterimine neden olmaktadır.  Kan basıncını düzenlemekte, astım hastalığına iyi gelmekte olan ıspanağın , içindeki yüksek demir maddesi nedeni ile vücudun kuvvetli olmasını sağlamaktadır.  Balıkta tüketiminde gözlerin güçlü olmasına sebep olmaktadır. Papatya çayı tüketmek mideyi rahatlatır, göze güzel renk tonu verir. Zeytin yağının da göz rengi ve vücut sağlığı üzerinde büyük etkisi vardır. Et tüketimi için de bulunan magnezyum ve çinko açısından gözlerin irisine iyi gelmektedir.
Continue Reading…

Gençlik İksiri, Zeytin ve Zeytin yağının Faydaları

Zeytin yüz yıllar boyunca bir çok gıda , ilaç ve kozmetikte ham madde olarak kullanılmıştır. Zeytin mimari eserlerin , iç mimari tasarımların ana unsuru olmuştur. Bilindiği gibi zeytin çok uzun ömürlü bir ağaçtır. Uzun ömürlü ağaç olması hayatta karşı ne kadar güçlü tuttunduğunun göstergesidir. İnsanlar da ne kadar çok zeytin tüketirse o kadar çok gençleşirler. Çünkü zeytin içindeki iksirle gençliğin iksiridir. Bol bol zeytin tüketmekte fayda vardır. Zeytin yağı da tabi kide çok önemlidir.
Türkiye de coğrafi bölgeler baktığımızda güzel saç ve uzun ömürlü insanlar genelde Ege ve Akdeniz bölgesin de yaşamaktadır. Zeytinin için de K, A, D, E vitamini yer almaktadır. Kalsiyum kaybını da önlemektedir. Antioksidan olma özelliği vardır. Bağırsakların rahat iş yapmasını sağlayarak kabızlığı önlemektedir. Kalp, damar, mide , pankreas , prostat hastalıklarına iyi gelmektedir. Zeytinin için deki yağ çocukların kemik gelişimlerine iyi gelmektedir. Kötü kolesterolü azaltmaktadır. Saç kuruluğuna iyi gelirken saça parlaklık verir. Zeytin yağı saça sürüldüğünde kepeği önler ve saç dökülmelerinin önüne geçer. Kuru cildi canlandırır. Cilde pürüzsüzlük verir.
Continue Reading…

Dinlenemeyen Telefon Var Mı ?


Son günlerin en sık sorulan sorusu bunun cevabı hem evet hem hayırdır. Günümüz de her türlü teknolojik gelişme imkanları zorlamakta bununla beraber dinlenemeyen telefon modelleri üretilmiştir. Fakat buna çare olarak dünyanın sayılı istihbarat ve polis örgütleri dinlenemeyen telefonları dinlemek için teknolojilerini geliştirmiştir. Türkiye'nin henüz böyle bir teknolojik alt yapıya sahip değil. Bu sebeple Türkiye'de kriptolu telefonlar dinlenemez.

Dinlenemeyen Telefon Nedir ? 
Dinlenemeyen telefonlar çeşitli şekilde ses dalgalarını şifreleyerek iletilmesini sağlayan ve dinleyenlerin şifre kodlarını bilmediği için sadece anlamsız ses dalgaları duyabileceği telefonlardır ve kriptolu telefon olarak anılırlar. Kriptolu telefon hakkında ayrıntılı bilgi edinmek için lütfen şöyle buyurun : Kriptolu Telefon Nedir ? - Nasıl Çalışır >> Dinlenemeyen telefon Kriptolu telefonun halk arasında anılan ismidir. 

Dinlenemeyen Telefon Edinmek Yasak Mı ? 
Dinlemeyi engelleyici  olarak bilinen kriptolu telefon edinmek ya da satın almak Türkiye yasalarınca engellenmemiştir. Dileyen herkes her hangi bir yasal işlem yapmadan yada ruhsat almadan kriptolu telefon edinebilirsiniz.

Türkiye'de Dinlenmeyen Telefon Var Mı? 
Türkiye'de bir çok firma tarafından kriptolu telefon satılmaktadır. Ayrıca Tübitak, devlet görevlerinin kullanması için farklı modelde kriptolu dinlenmeyen telefon üretmiştir. Ek olarak akıllı telefonlar olarak bilinen ( iOS , Android ) cihazları dinlenmeye engelleyici bir takım yazılımlar üretilmiştir. Çeşitli appler ile telefonunuzu dinlenemez hale getirebilirsiniz fakat yasal olarak talep edildiği durumda program şirketleri emniyete yardımcı olabilir.
Continue Reading…

WordPress Hosting Tavsiyeleri – Kaliteli ve Ucuz

WordPress hosting tanıtımımız ile dünyaca ünlü web hosting firmalarından garantili hizmetler alabileceksiniz. WordPress, kurulum, kullanım kolaylığı ve tema, eklenti çeşitliliği sebebiyle en çok kullanılan alt yapı sistemlerinden birisidir. WordPress site normal bir hosting hesabına kurulabilir. Fakat konu sayısı ve ziyaretçi sayısı arttıkça bu sorun oluşturabilir. Bunun için diğerlerinden farklı olarak hosting paketleri oluşturan firmalar mevcut. WordPress sitenizi böyle hostinglere kurarak diğerlerine oranla daha rahat edebilirsiniz.
WordPress hosting paketleri aylık normal hosting paketlerinden 2-3 dolar fazla olsa bile alacağınız hizmet ve sitenizin daha hızlı olması buna değecektir. Wordpress hosting tavsiyeleri yapacağımız bu yazımızda dünyaca ünlü ve işini en iyi yapanları tanıtacağız. Site kurulduktan sonra insanların en çok karşılaştıkları sorun hosting sorunları oluyor. Hevesle açtığımız sitelerde yaşadığımız hosting sorunları sebebiyle bir çoğunu bırakabiliyor veya artık ona eskisi kadar olumlu bakmıyoruz.
Continue Reading…

7 Şubat 2017 Salı

Google'da yükselmenin yolları

Sitenizin google da yükselmenin yolları için yapabileceğiniz bir çok şey var. Tabikide bunların hepsi doğal ve hiç bir türlü kötü içerik yoktur. Aşağıda anlattıklarımı dikkatli okuyun ve dikkatlice uygulayın google'da yükselmeye başlayın.

İlk öncelikle sitenizin optimizasyonu ve dış optimizasyonu yani iç ve dış SEO

Burada dikkat etmeniz gereken çok şey var. Site başlığından tutun anahtar kelimelere kadar H1 h2 h3 etiketlerine kadar. Hepsinden bahsedeceğim.

Başlık uzunluğunuz en fazla 70 karakter olmalı ve siteniz ile alakalı olmalıdır. Sitenizin açıklama uzunluğu yani Meta description en fazla 160 karakteri geçmemelidir. Daha sonra anahtar kelime uzunluğunuz ise 260 karakter olmalı. Bunları uygulayarak Google da yükselmenin ilk adımını atmış oluyorsunuz. Daha sonra sırada H etiketi kullanımına geliyor. Eğer forum veya blog tarzı bir siteniz varsa yada wordpress joomla v.b. gibi hazır uygulamalar kullanıyorsanız kesinlikle H etiketi için eklenti kullanın fakat bunları kullanmıyorsanız en fazka 1 tane H1 4 tane h2 ve 4 tane h3 etiketi kesinlikle kullanın. H1 etiketiniz kesinlikle sitenizin başlığı olsun. Daha sonra sitenizin dahili link yani iç link sayısı kesinlikle 100'ü geçmemelidir. bu konu harici link ve dahili link olmak üzere 2 ye ayrılır. Dahili link sitenizde kendinize ait olan linkler harici link sitenizden dışarıya başka siteye giden linkler. İç linkiniz yani dahili linkiniz en fazla 100 olmalıdır. Dahili link ise 20 linki geçmemelidir.
Sitenizde bulunan tüm resimlere ALT etiketi ekleyin. Tabi ben burada anlatıyorum ama siz bunların anlamlarını googleda aratarak bulun veya burada konu açın yöneticilerimiz kesinlikle yardımcı olurlar. ALT etiketi bir resime isim vermek oluyor ve google görsellerden size kullanıcı geleceği anlamına geliyor. Sitenizde yazı paylaştığınızda eğer bir link vermek istiyorsanız ve yukarıda bahsettiğim harici link sayısını geçiyorsa kesinlikle link verirken NoFollow olarak verin. Detayları görmek için NoFollow link nedir? tıklayın ve öğrenin.
Sitenizde indexlenmesini istemediğiniz bölümleri robots.txt oluşturarak engelleyin. Örneğin; admin paneli gibi. Bunun içinde şu konumuza göz atın Robots.txt oluşturma nasıl yapılır? Artık tüm zor aşamaları geçtik artık yapacağım işler biraz daha kolaylaşıyor. Şimdi sitenizin yüklenme hızı en fazla 4 saniye olmalıdır. Bunu seo analiz sitelerinde ölçebilirsiniz eğer 4 saniyeden fazla sürüyorsa açılması derhal hosting sağlayıcınızla görüşün ve daha hızlı bir pakete geçiş yapın. Daha sonra sitenize favicon.ico ekleyin yani şuan webmaster teknik sitesinde üst tarafta sekmede resim gibi. bunun için 48x48 boyutunda sitenizin iconunu yapın ve bunu favicon.ico adını vererek kayıt edin ve sitenizin ana dizinine yükleyin. Sitenizi facebook twitter gibi sosyal medyalarda kesinlikle paylaşın. Sitenizde bir içerik girdiğiniz zaman bunu sosyal medyada paylaşın hem daha hızlı index alırsınız hemde sitenizin trafiği artar. Daha sonra sitenizin tasarımı çok iyi olması lazım bu anlatacağım şey için ve çokta zordur buraya eklenmek.. DMOZ. Dmoza sitenizi eklemeniz lazım nasıl eklendiğini ve nelere dikkat etmeniz gerektiğini öğrenmek için DMOZ site ekleme nasıl yapılır? alan adınız yeniyse 1-2 aylık veya 1 - 1.5 yıllık gibi sitenizin trafiği çok az olur alan adınız yaşlandıkca trafiğiniz yükselir fakat bunu şöyle değiştirebilirsiniz alan adı sürenizi 3-4 yıl gibi süre uzatıp google tarafından kapanmıyacağını garantilerseniz bu söylediğim yaşlandıkca trafik artar geçersiz kalır. Daha sonra her sitenin whois bilgileri vardır. Yani bu site kimin? gibi. Hosting aldığınız yere whois bilgilerimin herkese açık olmasını istiyorum diyerek belirtin. Bunun sebebi şu, Google güvenmediği siteyi ilk sıraya çıkartmaz o yüzden whois bilgileri açık olan siteler 1 adım önde olur. Sitenizi mcafee site advisor gibi northon safe web gibi sitelere güvenli olarak işaretlemeniz lazım bu tür sitelere giderek site adresinizi belirtin ve güvenli olduğunu doğrulayın. Buda size artı bir adım sağlayacaktır. En son olarakta backlink konusuna gelelim aslında bu yaptığınız herşeyin tuğlasını örmek gibi. Eğer bu olmazsa çatıdan su girer ve herşey çürür. Sitenizle aynı konuya/kategoriye sahip olan sitelerden yorum olarak veya direkt link olarak backlink alın eğer nasıl yapıldığını bilmiyorsanız. Backlink alırken dikkat edilmesi gerekenler buraya tıklayarak nelere dikkat etmeniz gerektiğini öğrenin ve ona göre alın.

Sonuç olarak google'da ilk sıralara çıktınız ve siz bu yazıyı unuttunuz belkide bir teşekkür etmeniz üye bile olmadınız ama okudunuz. Teşekkür etmeyi unutmayın. Google'da yükselmenin yolları nasıl oluyormuş öğrenmiş olduk.
Continue Reading…

DMOZ hızlı onay alma ve site ekleme nasıl yapılır?

Dmoz hızlı onay almanın yolu ve nasıl kayıt yaptıracaksınız ve nelere dikkat edeceksiniz ondan bahsedecem. İlk öncelikle sitenizin kategorisini belirlemek olsun. dmoz sitesine gidin ve sizin sitenize benzer siteleri arayın ve onlar hangi kategoriye eklendiyse sizde o kategoriye eklemeniz gerekiyor daha sonra siz o kategorilere bakarken doğru kategoriyi bulduğunuz an aşağıda anlattığım gibi harfiyen yapın.


Dmoz Hızlı Onay ve Site Ekleme


Doğru kategoriyi bulduğunuz anda yukarıda sağ üst köşede bulunan Adres öner sekmesine tıklayın. Karşınıza sitenizin bilgilerini isteyecek bir alan gelecek. Burası çok kritik bölümdür ve hızlı onay almanız için çok büyük rol oynar.


Site adresinizi yazmanız gerekiyor burada önemli husus şu, başına http:// koyacaksınız ve sonuna / koyacaksınız zaten açıklamalar kısmındada orada detaylı bir bilgi veriyor.
Site başlığı bölümüne geldiniz. Burada sitenizin kullandığı başlık neyse onu yazmak gerekiyor. Burada onay almak için dikkat edilmesi gereken şey reklam içeriği taşımamak. Sakına reklam içerikli şeyler yazmayın. Atıyorum bu site bambaşka gelin. Gibi.
Site açıklaması. Geldik en güzel ve hızlı onay almak için en önemli faktöre. Açıklamayı okursanız eğer 25-30 kelimeyi geçmesin html kullanmayın diyor. Mantık yürütün o kadar çok kişi başvuruyorki artık bıkmışlar. Sizinle aynı içeriğe sahip olan sitelere bakın onlar ne açıklama yazdıysa aynısını yazmayın fakat onların yazdığı gibi kısa ve kendi sitenizi anlatacak şekilde açıklamanızı yazın.
Mail adresi verme bölümüne bazıları sitenizin mail adresini kullanın diyor fakat işe yararmı bilmiyorum fakat siz yinede sitenizin mail adresini yazarak o bölümü doldurun ve güvenlik kodlarını girin yollayın.


1-2 ay süre içerisinde ekleniyor en fazla 2 ay ama 1 ay gibi sürelerde onaylanıyor onaylanacaksa. Dmoz a girmek gerçekten imkansız gibi birşey fakat Dmoza eklenirseniz işte o zaman çok yararı olur sizin açınızdan.
Continue Reading…

6 Şubat 2017 Pazartesi

Ağustos Böceği ve Karınca

Bugün kendimi ağustos böceğinin avukatı ilan ediyorum. Öyle süslü kelimelerim yok, üstad Sezai Karakoç’ u da davama ortak kılıyorum. Ne yapmalıyım arkadaşlar? La Fontaine kazımış aklımıza, elinde sazı ile tüm kış şarkı söyleyen böceği biz de silemiyoruz zihnimizden. Masallarımızın; tembel, düşüncesiz ve eğlence düşkünü kahramanı: ağustos böceği… Oysaki öyle mi? Bir bilseniz…
Homoptera takımı Cicadidae ailesinin bir üyesi yani bizim deyimimizle ağustos böceği. Kurtçuk olarak toprak altında on ile on yedi yıl arasında büyüyen ve kanatları oluştuktan sonra sürü halinde yüzeye çıkıp; koro halinde şarkılar söyleyen doğanın sanatçısı… Toprak üstüne çıktıklarında vakitleri pek azdır onların. Ne La Fontaine‘in bahsettiği gibi yan gelip yatabilirler ne de sazları elinde geçen karıncalara laf edebilirler. Yoktur zamanları, meşgul etmez kimse. Ee, edebilecek aralığı da bulamazlar. Malum bu böceklerin ömürleri en fazla üç hafta.. Yani, öyle kış için hazırlanamayıp mevsim gelince dımdızlak kalmıyorlar. Onlar hiç kış görmüyorlar. Yahu küçücük böcek, ömrü zaten sayılı ne diye insanların dimağlarında böyle kötü iz bıraktırırsın! Neyse, bu üç hafta içinde – en uzun zamanı dillendiriyorum size- erkekler koro halinde – bu işi kesinlikle yalnız yapamazlar, yaratılış itibariyle böyledir – kanat çırparlar. Saniyenin kaç binde biri bilmem ama bu çırpış hızı onları yakabilecek seviyede fazladır. Hani masalcı adamımızın bahsettiği şu şarkı söyleyip zevk-i sefa yaptığı zaman dilimi var ya, heh işte o bu kanat çırpış kısmı. Kanatların yaptığı titreşim hareketi sonucu oluşan ses, erkeklerin dişileri etkileme yöntemi. Bu sayede dişiler eşlerine kavuşuyor ve çiftleşiyorlar. Yumurtalarını toprağın altına bıraktıkları zaman da ölüyorlar, bi’ nevi intihar ediyorlar.
Ölmeden önce de şöyle diyorlar-mış ‘’ Bütün dünya bana bir yaşam borçlu! ‘’ 
Yusuf Atılgan’ın ‘Yaşanmaz’ hikayesi sayesinde fark ettiğim bir ayrıntıydı ağustos böceğinin bu fedakarlık dolu hayatı ve La Fontainein ona yaptığı haksızlık. Yaşanmaz hikayesinin ana kahramanının büyük bir sorunudur çevresi tarafında dışlanması, çirkin olması, düşüncesiz olması oysaki kendi dünyasında o öyle değildir. Küçüklüğünden itibaren ‘’çirkin, kısa, bacaksız’’ gibi ithaflarla büyüyen bir çocuktan hayata ne kadar pozitif yaklaşmasını bekleyebiliriz ki? Hikayenin kahramanı da hayata ve insanlara çok pesimist bakıyor ve insanların ona karşı davranışlarını da hep negatif yönden anlıyordu. Bunun tek sebebi ise ona olmadığı biri gibi davranılmasıydı. Hani, kitaplar da sevdiğimiz, içselleştirdiğimiz satırların altını çizeriz veya aklımızda kalır. Kahramanın da Ağustos Böceği ve Karınca masalından bu alıntı aklında kalmış ve kendi durumu ile ağustos böceğinin düştüğü durumu birbirine öyle bir kenetlemiş. Bir böcek ‘’ Bütün dünya bana bir yaşam borçlu’’ diyecek kadar ne yaşamış olabilirdi? Şimdi o ağustos böceğine bir fırsat verilse ve kendini açıklama fırsatı olsa şöyle derdi: ‘’ Böyle gelmiiiiş, böyle geçecek. Ne de olsa usta yazar La Fontaine, bu sıfatları yapıştırmıştı bile, kadere razı olmak gerek. Hem benim ömrüm de yetmez açıklamaya. Bırakın işimi yapayım!’’  Yani biryerden sonra o ve ondan sonraki nesiller ona dikte edilen sıfatlara maruz kalmış. Elden ne gelir.
İşte biz çok önyargılıyız. İnsan olarak düşünebilme yetimiz olduğu halde bunu kullanmıyoruz. Kişilere onları anlamak için değil, kişileri kendi istediğimiz gibi algılayarak onlara bakıyoruz. Olayların iç yüzünü bilmeden tonlarca yorum yapıyoruz. Alın işte, kendini savunamayacak olan canlının bile arkasından atıp tutuyoruz. Belki de kendini açıklamaya fırsatı bile olmadan öldü. Kim bilir? Yani demem o ki her şarkı söyleyeni, zevk-i sefa içinde yaşıyor sanma, belki de gerçekten yapması gerekeni yapıyordur.
Ve sözlerimin yetmediği yere geldik, bu sırada destek çıkıyor bana Karakoç:
“Ey masalcı adam iftira ettin sen
Bu harikalar harikası böceğe
Onu suçladın tembellikle
En çalışkan onu görüyorum ben
Hiçbir karşılık beklemeden’’
Continue Reading…

İnsan Neden Yazar?

Yazmak zor iş dostlar, son zamanlarda anlıyorum. İnsan düşünüyor, planlıyor, her şey hazır ama iş yazmaya gelince.. İşte orada kalıveriyor. 
Halbuki ne de güzel yazmış Akif:
Ağlarım ağlatamam, hissederim söyleyemem
Dili yok kalbimin, bundan pek bizârım.
Yazamamayı yazmış Akif, söyleyememeyi yazmış, dilin biçâr kalmasını, kelimelerin kifayetsizliğini yazmış. Akif ki Safahat sahibi, İstiklal şairi, yazamadığından yakınmış. Bir de bana bakın, ne de güzel yazdım diye övünürüm, üç beş kelime karalayıverdim mi!
Kelime seçmek, cümle kurmak, hele de sözcüklerin düzenini sağlamak, bazen insanı çileden çıkarıyor. Yazmak ile yazmamak arasındaki o gaip çizginin orta yerinde kalıveriyor insan.
Öyle her zaman da yazamıyorsunuz. Her yer olmuyor, her ruh haline farklı yazı gerekiyor. Nerden geldi başıma bu bela, diyesiniz geliyor sıklıkla. Yazarları anlıyorsunuz. Gerçek yazarlığın zorluğunu yazarmış rolü yaparken bile hissedebiliyorsunuz.
Hem Anlatamıyorum diyor Orhan Veli de:
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum…
Anlatılamıyor, olmuyor işte, zor iş demiştim başta. Zorluğu da tam bu kısmında işte. Anlatsam, hele bir anlatabilsem; dünyalar benim olacak, bir ben daha doğacak nerdeyse, paylaştıkça azalan bütün sıkıntılarım son bulacak.
Peki neden yazıyorum, neden yazıyoruz yüzyıllardır? İnsan neden yazar? Hem anlatamıyoruz derdimizi, yetmiyor kelimeler, çaresiz kalıyoruz çoğu zaman. Öyleyse nedendir bu kabuk bağlamayan yaramız?
Bir ihtiyaç halinin ortaya çıkması mı, yoksa dertlerin kaynağı mı? Kasvetli dünyada bir teneffüs alanı mı, yoksa perişanlığın yansıması mı kelimelere? Peki sadece ekmek parası için diyebilir miyiz?
Bana gelince, genelde yorulmuş ruhumu dinlendirmek için yazarım. Ne kadar kırık dökük de olsa cümlelerim, rahatlatır beni. Bazen duygularım şahlanır, zapt edemem; sözcük olup çıkıverir karşıma. Bir cümle yazarsam belki de düşüncemde milyonlarcası vardır. Zorlanırım, yorulurum, hatta bazen düşünceler alır götürür beni uzaklara uyumamam.
Yazmak geçer içimden, yazmak geçer içimizden. Yazarım, yazarız… Nedenini düşünmeden, sadece yazarız.
Kim bilir belki de sadece yazmak için yazıyordur
insan?
Ne dersiniz?
Continue Reading…

Karanlıklar Diyarında Aragorn Olmak

Yüzüklerin Efendisi üçlemesini bir çoğumuz bilir. Dolayısıyla bu üçlemedeki Yüzük Kardeşliği’ni de duymayanımız yoktur. Elf, cüce, insan ve hobbit ittifakı ile kurulan bu büyük hedefli küçük ekip Orta Dünya’nın son umudu olan Tek Yüzük’ü Karanlıklar Diyarı Mordor’a, Hüküm Dağı’nın alevlerine taşımak üzere bilge büyücü Gandalf tarafından kuruldu.
Her biri yüksek karaktere sahip, erdemli insanların oluşturduğu bu ekip sahip oldukları inancı henüz yolculuğa başlamadan ortaya koydular. Nasıl mı? Tabi ki de yüzüğü (the Yüzük) Frodo’ya emanet ederek.
Orta Dünya’nın karanlık ruhularından yüzük tayflarını üzerine çekmesi ve düşmanın eline geçmesi hâlinde Orta Dünya’nın ebedi kötülük ile kaplanacağı düşüncelerini bir araya getirdiğimizde bu yüzüğü Orta Dünya’nın belki de en güçsüz canlıları olan hobbitlerden birine verilmesi bu inancın en büyük delili. Üstelik bu yüzüğün düşmanın kalbine taşınacak olması cabası.
Yüzük Kardeşliği yola çıktıktan bir süre sonra Frodo ile yollarını ayırmak zorunda kalması, dolayısıyla Kardeşliğin içerisindeki Aragorn, Legolas, Gimli, Boromir gibi soylu silahşörlerin korumasından da mahrum olması ekibin geri kalanı açısından görevin sadece inanç ile devam edeceğinin göstergesiydi. Sadece Frodo’nun güvenli bir şekilde yolunda olduğunu varsayarak kendi üzerlerine düşenlere odaklanan bu ekibin her bir üyesi kendi içerisinde bir kahramandı.
Geçtiğimiz günlerde Twitter’dan yaptığım ankette Yüzüklerin Efendisi’nin en inançlı, kendisini davasına adamış karakterini sorduğumda Frodo’nun sadık yol arkadaşı Samwise Gamgee seçilmişti. Katılımın daha fazla olmasının sonuçları değiştireceğini düşünmediğimden bu sonuçlardan çıkarım yapmaya çalışacağım.


Samwise Gamgee, yüzüğün Hüküm Dağı alevlerine karışmasının gizli kahramanıdır. Yüzük yok edilince herkes Frodo diye tezahurat yapmıştır ancak son ana kadar yüzüğü herkesten sakınan, yüzüğün taşıyıcısı Frodo son anda nefsine yenilerek, iradesini yüzüğe kaybederek davasına ihanet etmiştir ve bunun bedelini parmağını kaybederek ödemiştir. O kadar yol gitmiş, son anda iradesini kaybetti diye abarttığımı düşünmeyin. Eğer Gollum ile o mücadeleye girişmeselerdi her şey için çok geç olabilirdi.
Devam edecek olursak Frodo’nun bu ihaneti anketteki sonuca bir ispat niteliğinde olması aynı zamanda Sam’in neden ilk sırada olduğunu da kanıtlıyor. Son ana kadar nezaketini ve iradesini kaybetmeyen Gamgee gerek fiziksel, gerekse zihinsel desteği ve mücadelesi ile davasına sadık ve inancın zirvelerini yaşamış bir karakterdir. Her ne kadar çok sevdiği Mr. Frodo’dan ayrılmış olsada Shire kasabasında mutlu bir aile kurarak bu mücadelenin ödülünü almıştır.
Anketin öbür kısmı olan Gandalf-Aragorn karakterlerinin karşılaştırmasında ise bir sorun görüyorum. Gandalf bilgeliğiyle her ne kadar oyun kurucu görevini üstlense de ümit ve inanç konusunda Aragorn kadar ileri gidememiştir.
Minas Tirith Kalesindeki savaş öncesinde taşıdığı yükün ağırlığını ve bilgeliğin getirmiş olduğu duygusal çöküntüyü yaşamıştır. Filmdeki sahnelerde dahi yaşadığı hayal kırıklığı net bir şekilde görülebilir. Hayal kırıklığını hemen ümitsizliğe bağlamamak lazım, sonuçta Gandalf’tan bahsediyoruz, ancak buradaki ümitsizlik ve hayal kırıklığı seviyelerini Aragorn ile kıyasladığımız için bu çıkarımlara varabildim.
Aşağıdaki videoda Minas Tirith Zaferi sonrası yeryüzündeki son insan ordusunun Kara Kapılar önündeki bir sahnesini izleyeceksiniz. Sahneyi hatırlatmak mahiyetinde şunları söyleyebilirim: Yüzük Kardeşliği sayıca Orklara kıyasla çok çok azdır, kıyaslanamayacak kadar. Ancak Frodo’ya bir şans tanımak adına Orkların dikkatini çekmek için karşılarına çıkarlar. Bu sırada da Sauron’un Ağzı ile bir konuşma yaşarlar, onlara Frodo’nun Mordor’a girerken kaybettiği zırhını gösterir ve Frodo’nun öldüğünü söyler.


Yüzük Kardeşliği ve oradaki tüm insanlar için Frodo’nun yaşadığına dair herhangi bir delil zaten yoktur. Üstelik Frodo Mordor topraklarındadır ve başına bir şey gelmemiş olması büyük bir şanstır. Bütün bunlara rağmen bir de Frodo’nun zırhı ile karşılarına çıkan bir ifritin “Frodo iyi dayandı ama sonunda öldü” sözlerine inanmamak hatta inanmamayı akıldan geçirmek bile güçtür ve ancak Aragorn gibi gerçek Krallara has bir meziyettir. O anda Gandalf dahi buna inanmıştır ve ümidini kaybetmiştir ancak Aragorn “inanmıyorum, inanmayacağım” demesi üzerine düştüğü hayal dünyasından çıkabilmiştir. Aragorn o anda Krallığına yakışanı yaparak o ana şahit olan herkesi uykusundan uyandırmış ve ümitlerini tekrar kazanmalarını sağlamıştır. Nitekim bu inancında haklı da çıkmıştır ancak burada önemli olan bu değil. Önemli olan görünüşün, mantığın ve rasyonelitenin  ne söylediğine değil kalbinin ne söylediğine, kendisini kendisi yapan şeylerin ne söylediğe bakmak. Görüntünün esiri olmayıp, kendi hislerini yaşamak.
Günümüzde “bir kişi neyi değiştirebilir”, “benim yapmamla ne değişecek”, “herkes böyle yapıyor” dememek ve bizi biz yapan şeylere ne pahasına olursa olsun sıkı sıkı sarılmak gerek. En azından dış dünyanın söylediklerinden, gösterdiklerinden etkilenip kendi has duygularımızı kaybetmemeliyiz. Herkesin söylediği bir sözcük, herkesin yaptığı bir espri, herkesin izlediği bir dizi sizin için doğru olmayabilir. İşte bu noktada “ben bu değilim” demeyi bilmeli ve kendi kalbî muhakememizi devreye sokmalıyız. Bu Karanlıklar Diyarının Aragorn’u olmak bizim elimizde.
Continue Reading…

Popular Posts

Blog Archive

Copyright © Hosting Fiyatları Ve Özellikleri | Powered by Blogger